HERKES* İÇİN CEZA HUKUKU: İDAM 2

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakika ∎

     İlk yazımda “İdam gerçekten olmalı mıdır?” sorusunu konuşmuştuk ve idam cezasının ilk olarak hangi sebeplerden dolayı verilmiş olabileceğini tartışmıştık. Bu yazıda ise günümüz dünyasının yakın tarihte idam ile olan bağını inceleyeceğiz. 

     Dünyadaki birçok ülke, idam cezasını hukuken kaldırmış yahut fiilen uygulamaktan vazgeçmiş durumda. İnsan psikolojisini de merkeze alarak her geçen gün hukuk sistemlerini revize eden Avrupa Kıtası’nda da, tek ülke hariç idam cezası kalkmış bulunuyor. İdam cezasını uygulayan tek ülke Avrupa’nın son diktatörlüğü olarak görülen Belarus. Belarus’ta 1990 yılından günümüze yaklaşık 200 kişinin idam edildiği kayıtlara geçti. Avrupa Birliğinin son zamanlarda bu konuda çok ciddi bir mücadelesi var. İşlenen bir suçta verilecek cezanın intikama dayanmaması gerektiğine inanıyorlar. Devletler, her ne kadar insanların haklarına belli bir ölçüde dokunabilseler de bu dokunma alanı, asla yaşam hakkını kapsamamalı; kişi hangi suçu işlerse işlesin, en uygun ceza verilerek ilerleyen dönemde tekrar topluma dönmesi sağlanmalıdır.  

     Avrupa Parlamentosu, belirli aralıklarla toplanarak idam cezasına karşı dünya kongreleri düzenlemekte ve kongre bitimlerinde bildiriler yayınlayarak 21. yüzyıl dünyasında asla idama yer olmadığını bu bildirilerle kongreler sonunda söylemektedir. Bu kongrelerin sonuncusu olan “İdam Cezasına Karşı 7. Dünya Kongresi”nde konuşan AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherni, “İnsan hayatı hiçbir hükümet ya da devletin mülkiyeti değildir. İşlenmiş suçlara başka bir suçla cevap verilmemelidir. Göze göz, dişe diş düşüncesini çoktan aşmış durumdayız. Bizler intikama değil adalete inanıyoruz.” İfadelerini kullandı.

     Bu paragrafta cımbız ile çekip incelememiz gereken bir cümle bulunuyor, “Bizler intikama değil adalete inanıyoruz.”.  Her ceza kanunu hazırlanırken muhakkak tabi olunan bir suç ve ceza politikası vardır. Ceza kanunlarında anlatılmak istenen ve asıl amaçlanan düşünce, sayfalarca yazılır ama tek cümle ile anlat deseler en basit haliyle yukarıdaki cümle ile ifade edilebilir. Devletler kin tutmamalıdır. Devletler vereceği cezalar ile işlenen suç ne kadar büyük olursa olsun suçluyu tekrar topluma kazandırmayı hedeflemelidir: İntikam değil, adalet.

     Düzenlenen İdam Cezasına Karşı 7. Dünya Kongresi’nde, Uluslararası Af Örgütüne dayandırılan istatiksel verilere göre 2017 yılı itibarıyla gerçekleştirilen idamların %84’ü yalnızca 4 ülkede gerçekleşti. Bu ülkeler: İran, Suudi Arabistan, Irak ve Pakistan. Bu ülkelerin ortak özelliği kısas mantığından birçok noktada vazgeçmemiş olmaları.

     Kongrede tartışılan başka bir husus, idam cezası ve ülkelerin gelişmişlik düzeyi arasındaki ilişki üzerineydi. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan Japonya’da, hâlâ idam cezası bulunmaktadır. Dünyada birçok özelliği parmak ile gösterilen bir ülke olan Japonya’da idam cezasının olmasına hem şaşırdım hem de üzüldüm. Eğitim sistemi bu kadar iyi bir ülkenin hâlâ ilkel çözüm yollarına başvurması, üzerine daha detaylı araştırmalar yapılması gereken bir konu.

     Dünyada, günümüzde idam cezasını uygulayan 53 ülke var. Bu ülkelerden bazıları aşağıdaki tabloda yer alıyor:

AfganistanLibyaBahamasÇinFilistin
HindistanTaylandKübaABDMalezya
NijeryaGuyanaBelarusKuzey KorePaskistan
İranUgandaYemenSuudi ArabistanSomali
JaponyaBangladeşVietnamEtiyopyaÇad
TayvanIrakSuriyeSudanSingapur
KuveytEndonezyaMısırDominikaBirleşik Arap Emirlikleri
ZimbabveBostvanaGüney SudanÜrdünBahreyn

     Türkiye’de idam cezası 2004 yılında kaldırıldı. Fakat Türkiye’nin idam tarihine bakacak olursak çok acı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Türk hukukuna idam cezası ilk olarak 1926 yılında yazılı olarak girdi. Adli bazı suçlar ile birlikte siyasi suçların cezası da idam şeklinde düzenlendi. Demokrasimizin darbeler ile kesintiye uğradığı 1960 ve 1980 dönemlerinde, askeri vesayetin ilk tercihi idam cezası oldu. 1960 darbesinden sonra Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. Bu dönemde ayrıca 11 milletvekili idam edildi. İsimlerine aşina olduğumuz Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan da 1972 yılında idam edildi.

     Cumhuriyet tarihine baktığımız zaman, İstiklal Mahkemeleri’nin aldığı kararlar dışında 1920 ile 1984 yılları arasında 15’i kadın toplam 712 kişi idam edildi. Türkiye’de fiili olarak son idam cezası bugünden 37 yıl önce, 25 Ekim 1984 yılında 3 polisimizi şehit eden yasadışı bir örgüt üyesi olan Hıdır Aslan’a uygulandı. Anayasamızdan idam cezası resmen 2004 yılında kaldırıldı. 

     İdam cezası, her ne kadar kısa dönemde bir çözüm olarak görülse de uzun dönemde etkili olmamaktadır. Toplumdaki suç oranını düşürmek için cezaların arttırılması gerektiğini savunulur, ben eğitimin merkezde olduğu ve nesillerin eğitildiği bir toplum modelini tercih ederim. Marifet, suçta etkili olan normları ortadan kaldırmak olmalı; cezayı arttırmak en kolay olan.

*Sadece medyadan edindiği bilgilerle, o konunun dâhil olduğu bilimsel alanın bilgi birikimine başvurma ihtiyacı duymayarak fikrini belirten ve bu şekilde ortaya atılmış fikirlere kapılarak kendi düşüncelerini şekillendiren herkes.

KAYNAKÇA:


Düşünce ve önerileriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

    Abone Ol 

    Fatih Davut Ejder

    8 Ocak 2000’de doğdu. Küçüklüğünden beri bir şeyleri anlatmaya ve sunmaya meraklı, Hukuk Fakültesi öğrencisi, aynı zamanda da açıktan Sosyoloji Bölümü okumakta. Beşiktaş semtini çok seviyor ve hâlinden anlayacağınız sıkı bir Beşiktaşlı.