ÇOCUK EDEBİYATI ÜZERİNE

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

Edebiyat birçok dala ayrılmakta. Bu dallardan biri de kuşkusuz çocuk edebiyatıdır. Aranızda “Çocuğun da edebiyatı olur mu canım?” diyebileceklerin az olduğuna inansam da yine de belirtmeliyim ki çocukların da edebiyatı var.

Çocukların edebiyatının birçok özelliği arasında en önemsediğim, kendilerinin içinde bulundukları döneme uygun olması. 3 yaşın okuduğu ile 6 yaşın okuduğu ya da kendisine okunan birdir diyemeyiz. Her yaşın ve o yaşı kapsayan gelişim döneminin el verdiği ve geliştirdiği şeyler var.

Burada iki cümle geriye gittiğimizde okuduğu ya da kendisine okunan ifadesini kullandım. Bilmenizi isterim ki okul öncesi eğitimde okuma yazma öğretimi yapılmayacağı, okul öncesi eğitim programında vurgulanmakta ancak okuma yazmaya hazırlık etkinlikleri ve bu etkinlikler içinde yer alan okumasız okumanın yeri vardır. Çocuk eline kitabı alır, sayfaları çevirir ve okumasız okuma yaparak eseri okumuş olur. Öyküyü kendine okumakla kalmaz, kendi cümleleri ile kitapta geçenleri anlatır. Kitapların ya da etkinliklerin içinde yazılarla karşılaşmasının çocuk için anlamı, harflere aşina olmaktır. Ne de olsa harfler ve bu harflerin birleşimiyle meydana gelen yazılar, yazıların yer aldığı kitaplar, telefonlar, oyuncaklar, tabelalar içinde bulunduğumuz dünyada kaybolmayacak unsurlardır.

Instagram Banner

Bir düşünün ki okuma yazmayı unutmuşsunuz -yurdumuzda bununla ilgili benzer şaşırtıcı haberler mevcut- ve elinize bir kitap veriliyor. Bu kitabın sayfalarını çevirdikçe anlatılanı anlamlandırıyor hatta düşlere dalıyorsunuz, bir nevi filmlerde karakterin yerine kendinizi koymak gibi. Çevirmeler bitince bir de bakmışsınız ki kitap bitmiş ve kitabın içinde nelerin geçtiğini anlatıyor, kendinizce tamamlamalar üretiyorsunuz. Okumasız okumaya da yer verilmiş, okul öncesindeki Türkçe etkinliğine benzer olan bu örnekten hareketle, kitaplar için önemli durumlardan birinin de kuşkusuz çizimler olduğunu söyleyebiliriz. Çizimlerin sayfalara ve metinle uygun konumlanması, olay örgüsüne uygunluğu, durumları değerlendirmede alacağımız bir ölçüttür. Ölçüt demişken sadece çizimler ve metnin durumu bize “Bu kitap çocuğuma uygundur, bunu yeğenime alabilirim.” gibi sözlerin söylenmesini gerektirmez. Her ne kadar okul öncesi üzerinden çocuk edebiyatı ele alınmış olsa da ilkokul ve ortaokul çocukları için yazılan kitaplarda ne yazılmış, nasıl yazılmış, niçin yazılmış diyerek hareket etmeliyiz. Bu durumlara dikkat etmediğimiz takdirde, çocuğa uygun olmayan bir kitap sunarak çocuğu okumak gibi özellikle de yurdumuzda azınlıkta kalanların eylemi olarak akıllara yer etmiş bir güzellikten mahrum edebiliriz.

Uygunluğu geniş bir şekilde düşünmemiz gerekir. İçerikte müstehcen ifadelere yer verilmesi belki de en sıkıntılı durumdur. Bu sıkıntılı durum kadar olmasa da, yazılanın çocuk için anlamının yerinde olup olmadığı ve bu okumanın ardına çocukta nelerin kalacağı düşünülmeli. Düşünmeli ve bu cümlede muhafaza olan mananın, çocukta karşılık bulmamasına razı gelmemeli. Bu gülümseme getiren örneğin yanında bizim ve önceki dönem çocuklarının “Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur zaman içinde…” sözüyle başlayan nice masala ortak olduğu ve bu sözdeki evveli, kalburu herkesin doğru anladığını ne yazık ki iddia edemem. Günümüzde alıcıları fazlasıyla açık çocuklarımız için ise “bir denemek lazım” diyeyim. Bu arada bu sözle başlayan birçok masal bizler için pek de uygun değildi. Büyüklerimizin canları sağ olsun…

Günümüz çocuklarını överken evvelin çocukları -aslında büyüklerimiz nazarında bugünün de- hiç de hafife alınmamalı. Hafife almamamız gerektiğine kendi edebiyatları oluşundan da kanaat getirdiğinizi düşünüyorum. Çocuklarımıza doğru eğitim olanaklarını sunmalıyız. Onların kitaplarla, okumalarla aydınlığa erişmesinde yol gösteren olduğumuzda; zorunlu eğitime başladıkları zaman, okul öncesinde sunulan eğitimin yararlarını görecekler ve uygulayacaklar. Bu çocuklar yükseköğretimde de aynı durumu sergileyecek ve kendi ayakları üzerinde durup daha güçlü olacaklar. Buna dair olduğunu da düşündüğüm Başöğretmenin sözü gözünüzden ayrılmasın:

“Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler hepiniz; geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.”


Tüm Sosyoloji içeriklerimize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Abone Ol 

Berktuğ Öztürk

Vefa, vicdan, içtenlik sözüyle yaşamda ve düşlerinde olan; Çukurova topraklarının başkenti Adana’dan olan, o toprakların Çukurova Üniversitesinde Okul Öncesi Öğretmenliği okuyan ve eğitim yöneticiliği üzerine kendini gerçekleştirmek isteyen, bu ideali için açıköğretimden kamu yönetimi de okuyan, gücünün bedeninde değil de sözünde, kaleminde olduğunu söyleyen 1998 Kozan doğumlu bir vatandaş.