ÇOCUK GELİN YOKTUR, İSTİSMAR EDİLEN ÇOCUK VARDIR

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 5 Dakika ∎

• Öne Çıkan Görsel Çizimi: Angel Boligan

   Dünyada her 2 saniyede bir kız çocuğu zorla evlendiriliyor. Kültür ve din ise bu istismara gerekçe olarak sunuluyor.700 milyonu aşkın çocuğun hayalleri zihninde; hayatları ise ellerinde kalıyor.   

   Dünya Sağlık Örgütü 1985’de yapmış olduğu tanıma göre çocuk istismarını “çocuğun, sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplumu veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar çocuk istismarı” olarak tanımlamıştır. ECPAT’in 2013 ve 2014 verilerine göre, Avrupa’da cinsel sömürü ve erken yaşta evliliğin en fazla olduğu ülke Türkiye. Çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grup. Türkiye’deki cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor.

    Bu istismarın sebeplerini eğitimsizlik, sosyo-ekonomik nedenler, geleneklerin ve dinin yanlış anlaşılması altında inceleyebiliriz.

    Sosyal Gerekçeler: Türk toplumunda, “iyi bir evlilik yapma” kızın toplumsal yaşamdaki statüsünde belirgin değişiklik yaratmaktadır. Bu, evlenen kız ile erkek arasındaki yaş farkının önemsenmemesi sonucunu beraberinde getirmektedir. Yanlış zihniyetin esiri olmuş  bilinçsiz ailede, kızın kendini korumayacak yaşta ve cahil olarak evlendirilmesi durumunda, evlilik sonrasında eşi tarafından şiddete maruz kalabileceği ihtimali düşünülmemekte, kız çocuğu, ailesi tarafından kocaya bağımlı bir hayata hapsedilmektedir.

    Eğitimsizlik: Her yanlışın karanlığın arkasında bulunan eğitimsizlik elbette ülkemizin soldurulan yarınlarını da etkilemiştir. Ergenlik dönemine girmeleriyle birlikte fiziksel anlamda yaratılışın en doğal durumu olan fizyolojik gelişimle ‘dikkat çekmeye’ başlayan kız çocuklarının eğitimleri aileleri tarafından nişanlama veya evlendirme gerekçesiyle yarıda kesilmektedir. Dikkatini çeken insanlar ise açıkça pedofili eğilimi olduğu halde sorgulanmamaktadır.

   Gelenekler ve Dini İnançların Yanlış Algısı: Küçük yaşta yapılan evlilikle kocaya itaatin ve yeni yuvaya uyumun daha kolay sağlanacağına inanılmaktadır. Bunun arkasında ise toplumsal eşitsizliğe dayalı ayrımcılıkta kullanılan ‘gözü açılmadan’ deyimi yatmaktadır. Erkek aileleri de kendilerine uyumu daha kolay olsun diye mümkün olduğunca küçük yaşta gelin almak istemektedirler. Ayrıca, bu evliliklerin genç kızların karşı cinsle evlilik dışı ilişkiye girmelerine ve hamile kalmalarına engel olacağı kanaati yaygın bir düşünce olarak görülmektedir. Benimse burada özellikle değinmek istediğim yer dini inançların yanlış algısı olacaktır. Toplumda dinin erken yaşta evlendirmeye teşvik ettiğine dair yanlış inançlar söz konusudur. Yoğun olarak Müslüman barındıran ülkemiz Nisa Suresinin 6.ayetinden anlaşılan haberdar değildir ki bu tarz fetvalara inanmış görünüyor. Ayette “Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; buyurulmuştur. Buradaki deneyin kelimesi çok önemlidir. Çünkü yanlış zihniyetin yorumuna göre kız çocuğu regl olmuş ve vücudu gelişmişse buluğa ermiştir ancak bu yorum ayetle çelişir. Çünkü kurana göre buluğa ermek sadece fizyolojik bir değişim değil; sorumluluk alabilecek olgunluğa erişmektir.

    Ekonomik Gerekçeler: Kimi zaman sofradan bir tabağın eksilmesi fikri dahi aileler için küçük yaşta evlilikleri teşvik edici bir durum olmuştur. Kızlar evlendirilirken başlık parası adı altında kendilerine biçilen değer karşılığında ailelerine kazanç sağlamaktadırlar. Hem üzerlerindeki ekonomik yükü hafifletmek hem de başlık parası yoluyla aileye gelir getirmek için aileler kızlarını çocuk yaşta evlendirmektedirler.

      Bu yanlış gerekçelerin savunmaların hiçbiri yarını ellerinde alınmış kız çocuklarına işlenen suçların cezasız kalacağı anlamına gelmez.   Çocuğun cinsel istismarı suçu, kanunda belirlenen belli yaştaki çocuğun bedenine fiziksel temasta bulunma şeklinde cinsel davranışlar sergilenmesi ile oluşur (TCK 103/1). Suç, 5237 sayılı TCK’nın 103. maddesinde “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı” suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Cinsel istismar suçunda mağdur çocuk olup suçun en önemli unsurudur. Çocuk, TCK’nın 6/1-a maddesinde, “henüz 18 yaşını doldurmamış kişi” olarak tanımlanmaktadır.

     Cinsel istismar suçları açısından çocuk kavramı üç ayrı kategoride ele alınmaktadır:

  • 15 yaşını tamamlamamış çocukların cinsel istismarı,
  • 15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte kendisine yönelen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocukların cinsel istismarı,
  • 15-18 yaş grubunda olan çocukların, sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak cinsel istismarı

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun (tecavüz suçu) cezası şu şekildedir:

Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz (TCK md.103/2).

   Özellikle belirtmek gerekir ki; 15 yaşını tamamlamamış çocuklar açısından mağdurun fiile rıza göstermesinin hiçbir önemi yoktur. Çünkü, TCK md.103 “15 yaşını bitirmiş olup da 18 yaşını tamamlamamış” olan çocuklara karşı rızalarıyla işlenen cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, “15 yaşını tamamlamamış” çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. Çocuğun rızası hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemez. Bu nedenle, 15 yaşını tamamlamamış çocukların cinsel istismara rıza göstermesi, yani fiili kendi isteğiyle yaptığını kabul etmesi failin cezalandırılmasını engellemez.

   Cezalandırma görevinin devlete bırakılmış olması bir suç olayıyla karşılaşan bireyleri yükümlülükten kurtarmamaktadır. Suçun gerçekleştiğini öğrenen kişiler durumu yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür. Çocukların istismar edilmediği bir toplum isteyen herkes, işlenmekte olan suçu yetkili makamlara ihbar etmelidir. Suça karşı gösterilecek duyarsızlık suçlulara cesaret verecek, bu korkunç zihniyet ise son bulmayacaktır.

  Çocuklara dini nikah kıyan imamların suç işlediği kabul edilmeli, çocuğunu zorla evlendiren aileler tespit edilerek cezalandırılmalı, küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenen ‘damatlara’ tecavüz ve cinsel saldırı davaları açılmalı çocuklar devlet korumasına alınarak eğitimlerinin devamı sağlanmalıdır. Bizler ise bu köhne yanlış zihniyetin karşısında çocuklarımızın ve bizlerin yarınları için durmalıyız.


Düşünce ve önerilerinizi iletmek için iletişim formunu doldurabilirsiniz.

Abone Ol