ÇOCUKLARDA PROTEİN ENERJİ MALNÜTRİSYONU

∎ Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakika ∎

   Malnütrisyon, kelime olarak kötü beslenme anlamına gelen, büyüme ve gelişme için gerekli bir ya da daha fazla besin ögesinin uzun süre yetersiz ve/veya dengesiz alınması sonucunda değişik şiddetlerde ortaya çıkan, klinik ve izlenmesi gereken bir tablodur.

     Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre; gerek proteinden gerekse enerjiden yetersiz bir beslenme sonucu oluşan, en fazla süt çocukları ile küçük çocuklarda görülen, sıklıkla enfeksiyonların eşlik ettiği patolojik sendromlar grubudur. 

     Protein enerji malnütrisyonu (PEM) yani büyüme geriliği, dünyada 5 yaşından küçük çocukların ölüm nedenleri sıralamasında ilk beşte yer alıyor. Yaşamını sürdürebilen çocuklarda ise şiddetine bağlı olarak değişik derecelerde büyüme ve gelişme geriliğine sebep oluyor ve buna ek olarak çocuğun zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkiliyor, morbidite oranlarının artmasına neden oluyor. 

     Malnütrisyonun oluşumunu etkileyen birçok faktör var. Bunlar primer ve sekonder nedenler olmak üzere iki grupta incelenebilir:

Primer Nedenler:

Temel olarak yetersiz besin tüketimine neden olan faktörler bu grupta yer almaktadır. Düşük sosyoekonomik-kültürel durum, gelir düzeyinin yetersizliği, bebek/çocuk beslenmesi konusundaki yanlış inanç ve uygulamalar, bebeğin kısa sürede anne sütünden kesilmesi veya hiç almamış olması, ek gıdalara erken veya geç başlanması, yanlış besin seçimleri ve miktarların bilinmemesi, doğal afetler ve savaşlar gibi olumsuz koşullarda yaşanan toplumsal düzeyde besin yetersizlikleri perimer nedenler arasında sayılabilir.

Sekonder Nedenler: 

Bebeğin prematüre veya düşük ağırlıkta doğması, konjenital anatomik bozukluklar (yarık damak, yarık dudak vb), gastrointestinal, renal, endokrin, kardiyopulmoner, nörolojik, konjenital ve enfeksiyonlar gibi organik nedenlerle besinlerin sindirim ve emilimlerinin bozulması sonucunda gelişebilmektedir.

     Yaşa göre ağırlık < 3.persentil olduğunda belirgin büyüme geriliği söz konusudur. Doğumdan sonra boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve baş çevresi ölçümleri yapılarak grafikler üzerinde işaretlemeler yapılmalı, bebeğin büyümesi izlenmelidir. Bu değerlendirme yapılırken ebeveynlerin boy uzunluğu ve diğer kardeşlerin gelişimi de dikkate alınmalı; tıbbi öykü, prenatal öykü, doğum öyküsü, sosyal çevre ve aile öyküsü öğrenilerek gastrointestinal şikayetler sorgulanmalıdır. 

KAYNAKÇA:

  • Karaağaoğlu, Nilgün (2014), Diyetisyenin Çalışma Rehberi (Ankara: Hatiboğlu Yayınları).
Avatar

Fatma Nur Can

İstanbul Kültür Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Specter Medya’da “Sağlıklı Yaşam” başlığı altında yazılarıma erişebilirsiniz. Aynı zamanda bölümümle ilgili bilgiler, sağlıklı tarifler paylaştığım ve meslektaşlarımla iletişim kurduğum instagram.com/nutritiondiary__/ adresinden bana ulaşabilirsiniz.