CUMHURİYETİ ANLAMAK

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

 “Eğer bana cumhuriyet nedir diye sorarsınız, size cevabım şudur: Cumhuriyet benim işte! İslamköy’den çıkmış bir köylü çocuğunu cumhurbaşkanı yapan, cumhuriyettir. Cumhuriyet budur. Bunu büyük Atatürk’e borçluyuz.”

 Bu sözler Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ait. Cumhuriyet demek refah demek, eğitim demek, yol demek, kalkınma demek diye de devam ettiriyor bu cümlelerini.

   Cumhuriyetimizin kuruluşunun 97. yıldönümünü kutlarken insan kendi kendine acaba cumhuriyeti ne kadar anlayabildik diye soruyor. Sözlük anlamına göre değerlendirmeyi öğrenen bir nesil, hatta nesiller için bunun cevabını vermek neredeyse imkânsız. Süslü cümleler, saygı kelimeleri, minnet ve kapanış şeklinde yıllardır bir seremoni gibi devam ediyor bu süreç. Oysa bir olguyu özümsemeden onu kutsamaya kalkmak, insanın ve toplumların yapabileceği en büyük yanlışlardan. Biz bunu yaptık maalesef. Cumhuriyet kelimesini bir fanusun içine koyup, önünden geçerek onu selamlamayı öğrettiler bizlere. Üstelik yapmayana da sen bizden değilsin dediler. Kimse yapmayanlara cumhuriyetin ne olduğunu anlatmadı. Şekilciliği lider edinen bir toplum olduk biz. Kelimelere haddinden büyük anlamlar yükleyip bunları ideoloji olarak kullandık yıllarca. Cumhuriyetçiliği çok yanlış anladık. Cumhuriyeti insanlarımız arasında ayırıcı bir çizgi olarak kullandık. Hâlbuki cumhuriyetin amacı bölünmüş halkı bir arada toplamak, özgür kılmak iken biz cumhuriyet kelimesiyle kendi kendimizi böldük. 

Atatürk ve Çocuklar

   Milliyetçiliği koskocaman yurdun dört bir yanına “Ne Mutlu Türküm Diyene” felsefesi ile bize anlatan Atatürk’e, ırkı üstünden dil uzattık yıllarca. Halkçılığı belli bir zümreye has gördük. Halkçı olmayı burjuva sananlar oldu bu topraklarda. Ben laik bir insanım diyene “Ya Müslüman’sın ya laik.” diyecek kadar haddimizi aştık. 

   Bize emanet edilen cumhuriyet asla bu değildi. Şerife Bacı, Nene Hatun ıslanmasın diye başörtüleriyle mermileri korurken inanın, bu günleri hayal etmemişti. Seyit Onbaşı, Çanakkale’de kilolarca ağırlıktaki mermiyi top kundağına sürerken de, bu günlerden sonra böyle tartışmaların yaşanacağını aklının ucundan bile geçirmemişti. Bütün öğrencilerini şehit verdiği için mezun veremeyen Vefa Lisesi ve Sivas Lisesi’ndekiler de bunları düşünmemişti. 

Atatürk

   Omuz omuza vererek birliğimizle kazandık biz cumhuriyeti. Başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere komutanlarımızın ferasetiyle kazandık.  Bu vatan için canını ömrünü vermiş insanlara şu an bulunduğumuz tabloyu  göstersek neler düşünürlerdi kim bilir. Türk gençliğine bırakılan emaneti bu günlerde koruyamamanın derin üzüntüsü içerisindeyiz. Günden güne bilginin yerini cehaletin, barışın yerini savaşın, hoşgörünün yerini nezaketsizliğin alması bir Türk genci olarak zoruma gidiyor. Bize bırakılan bu topraklarda cumhuriyetin sadece kelime anlamının bilinmesi zoruma gidiyor. Unutmayın; cumhuriyet kolay kazanılmadı, kolay da kaybedilmez. Silmeye çalışılsa da, basitleştirilse de diyecek tek bir sözümüz var: Kalbimizden de silemezsiniz ya!

Instagram Banner

   Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere milli mücadeleye katılmış bütün şehit ve gazileri saygı, sevgi, minnet ve rahmetle anıyorum. 

Abone Ol 

Fatih Davut Ejder

8 Ocak 2000’de doğdu. Küçüklüğünden beri bir şeyleri anlatmaya ve sunmaya meraklı, Hukuk Fakültesi öğrencisi, aynı zamanda da açıktan Sosyoloji Bölümü okumakta. Beşiktaş semtini çok seviyor ve hâlinden anlayacağınız sıkı bir Beşiktaşlı.