DEPREM BAĞLAMINDA TAKSİRLE ÖLDÜRME VE YARALAMA

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

   Geçtiğimiz günlerde İzmir’de tarihe geçen bir deprem yaşandı. Ülkenin tamamı yasa boğuldu. İç parçalayan anlar yaşadık. Haber siteleri de bizimle beraber üzüldü ancak neden hiçbiri bu depremin sorumluları ile ilgili haberler yapmadı? Habercilik anlayışları neden sadece duygusal haberler yapmaktan yana? Gelin bizler birlikte yıkılan bu binaların sorumlularının kim olduğunu nasıl öğreneceğimiz konusuna hukuki açıdan yaklaşalım.   

   Düz mantık düşünürsek, aklımıza ilk önce müteahhitler gelecektir. Burada Av. Esra Aydın Ekici “Öncelikle müteahhidin cezai ve hukuki bir sorumluluğunun doğması için bu binayı kural ve kaidesine uygun yapmaması gerekmektedir. Kullanılan malzemenin uygun olmaması, statiğin hesaplanmaması, plan ve projenin uygun olarak çizilmemesi gibi eksik veya hatalı olarak yapılması gerekmektedir. Yani müteahhidin bir kusuru olmalıdır. Her şeyi uygun olarak yapması halinde yine de deprem bir yıkıma neden olursa illiyet bağının kesilmesi sebebiyle, müteahhide bir sorumluluk yüklenemeyecektir.” diyor.  İlliyet bağının diğer adı nedensellik bağıdır. Dolayısıyla hukuki sonuç ile sonucu meydana getiren olguların arasındaki bağ kesilirse müteahhit suçlu bulunmaz.

   Av. Esra Aydın Ekici devam ediyor: “Cezai sorumluluk bakımından ise yapının uygun şekilde yapılmaması halinde uygun olsaydı hiç doğmayacak bir ölüm veya yaralama meydana gelirse müteahhit taksirle öldürme ve yaralamadan sorumlu olacaktır.” Peki taksir nedir? TCK m. 22 f. 2’de taksirin tanımı açıklanmıştır: “Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” Dolayısıyla taksir, kanunda düzenlenen suç tipinin neticesinin, kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde davranması sonucu ortaya çıkmasıdır.

   TCK m. 85 ve m. 89’da taksirle öldürme ve taksirle yaralamaya yer verilmiştir: 

   Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

   (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

   Madde 89- Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

   Yine TCK madde 171 (1) de tam olarak bizim konumuzla ilgilidir: 

   Taksirle; 

   a) Yangına,
b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına,

   Neden olan kişi, fiilin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

   Prof. Dr. Adem Sözüer’in YouTube’daki “Taksir: Koşulları ve Türleri” adlı videosunda geçen şu bilgileri de sizlerle paylaşmak isterim: “Buna karşılık mala zarar verme ancak kasten işlenir. (TCK m.151) Taksirle mala zarar verilmesi suç değildir. Taksirli suçlarda ilk tespiti gereken husus, hangi dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlal edildiğidir. Taksirli suçlarda ikinci tespit edilmesi gereken nokta, olayda ihlal edilen dikkat ve özen yükümlülüğünün özel olarak kimin yetki alanında olduğudur.”

   Son olarak taksirli suç oluşabilmesi için bazı şartların varlığı aranır. Kanunda yazılı olmalıdır. “Olay nasıl meydana gelmiş? Hangi dikkat ve özen yükümlülüğü ihmal edilmiş? İhmal edilen yükümlülük kime ait?” sorularını sormamız gerekir. Ayrıca kusurluluk konusunda sadece hâkim karar verebilir.

   Müteahhitler dışında bakanlık, belediye ve valilik tarzı kamu kurumlarına; kontrol, denetim, zemin etüdü yapmak gibi görevler düşüyor. Depremin meydana getirdiği sonuçların cezai durumu araştırılırken bunlar da göz önünde tutulmalı. Müteahhitlerden devlet görevlilerine kadar sorumlu olan kim varsa hepsinin yargılanması ve deprem gibi telafi edilemez sonuçları olan bir meselede yaptırım olduğu bilinerek hareket edilmesi ümidimle yazımı noktalıyorum. Hoşça kalın.

Kaynakça:


Tüm Hukuk içeriklerimize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Düşünce ve önerilerinizi iletmek için iletişim formunu doldurabilirsiniz.

Abone Ol 

Elif Üründü

20 yaşında bir hukuk öğrencisi. Kendini bildiği andan beri avukat olmak isteyen, çok konuşkan, çok tezcanlı, biraz münzevi, biraz kalabalık biri. İlkokuldaki Türkçe çalışma kitaplarında cevapları satırlara sığdıramayan o kız. Yazmaya sistemin gazabına uğrayıp ara verenlerden. Specter ona bu kapıyı tekrar çaldırıyor. Kendi halinde yazıyor ve kusurlarını mazur görmenizi rica ediyor.