DÖNÜŞEN DÜNYADA – SOSYOLOJİ

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakika ∎

Merhaba! Ben Mehlika Ahsen, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyoloji bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Öncelikle neden bu bölümü seçtiğimi konuşacak olursak, aslında çoğu eşit ağırlık öğrencisi gibi benim de ilk tercihim sosyoloji değildi. Uzun yıllar psikoloji okumak isteyen biri olarak, bu oldukça normal olsa gerek. Fakat sınavdan çıktığım andan tercih günlerine kadar aklımda tek bir soru vardı, şayet istediğim üniversitelerin birinde psikoloji okuyamazsam ne olacak? Sonra bunun ile ilgili olanakları, yapılabilecekleri araştırırken yatay geçiş ve çap fikirleri aklıma epey yattı. Ölçme ve değerlendirmesi benim nezdimde yeterli olmayan tek atımlık bir kurşun olan YKS sürecinden sonra, bu ikinci bir şans demekti. Fakat bir süre sonra bölümümü sevmeye de başlamadım değil. 

     Bu düşünceler, siyasetler, toplumsal sorunlar ve hareketler… tüm bunlar nereden, nasıl çıkmış? Bunların da ötesinde günümüz toplumsal sorunlarına nasıl çözümler bulunmalı, bu noktalar üzerine yapılan tartışmalar bir hayli keyifli olmaya başladı benim açımdan. Ve şayet bölüm değiştirmeyi başarır da yılların hayali olan bölümü okursam -ki bu yaklaşık 10-11 senelik bir istek- ikinci üniversite olarak yine sosyoloji okuma düşüncesi aklıma epey yattı. Genel olarak belirttiğim üzere düşünce ve toplum üzerine bir bölüm sosyoloji. Beni etkileyen büyük yanlarından biri ise popüler kültürün dayatmasıyla toplumun çoğu kesiminin desteklediğini iddia ettikleri toplumsal hareketlerin temel prensiplerini ve çıkış noktalarını kavrayabilmek oldu. Aslında toplum tarafından pek de takdir edilen bir bölüm olmayışı bir önyargıya sebep olmuyor değil, fakat ben her zaman bölümün ismindense kişinin bölümdeki başarısının ölçüt kabul edilmesini doğru bulduğum için bu toplumsal önyargıyı çok da kale almadım. 

     Açık söylemek gerekirse sınavdan tercihe çoğu zaman yalnız başımaydım. Bu biraz da tercih meselesi tabii ki ama ne istediğime, bundan sonra ne olacağıma karar verebilmem adına çok faydalı bir süreç olduğunu belirtmek isterim. Birilerinin şunu yap, bunu yap demesindense oturup tek tek okulları aramak, bütün o yazıları okumak ve kendi içimde ölçüp tartmak işin keyifli bölümlerinden biriydi. Son gün çok değer verdiğim bir hocama, “Hocam bu tercih listesini yaptım fakat sıralamayı birlikte mi yapsak?” deyinceye kadar kimseden destek almadım. Eğer bilen bilmeyen herkesin yorum yaptığı düzenimizde birilerine söz hakkı vermiş olsaydım, şu an pek de iyi olmayan bir okulda psikoloji okuyor olurdum. Ben biraz eğitim kalitesine takılan biri olduğum için bunu kabul etmemiştim. Bu iyi mi olurdu kötü mü olurdu bilemiyorum. Arada sırada oturup bir devlet üniversitesinde psikoloji okumam daha iyi mi olurdu acaba diye sormuyor değilim ama sonuç olarak yine çıktığım kapı, “yolunu sen seçtin ve bu yolu güzelleştirmek yalnızca senin elinde” oluyor. 

     Bu bölümü tercih etmek için sahip olunması gereken en önemli özellik okumayı sevmek olmalı, okunacak yüzlerce kitap var ve daha yolun başında onlarcasını okumaya başlıyoruz. Asırlardır insanlar olarak topluluklar halinde yaşıyoruz ve tüm bunları öğrenmeyi birkaç senede başarmayı deniyoruz. Aslında göründüğü kadar kolay bir bölüm değil anlayacağınız -en azından kitap okumayı sevmeyen arkadaşlarım için söylüyorum- ama okumayı sevenler için muazzam bir bölüm diyebilirim.

     Bu bölümün sorgulayıcı kişilerin epey keyif alacağı tartışmaları içerisinde barındırdığını söyleyebilirim. Bu sorgulamalar bazen öyle etkili oluyor ki belki yirmi yıldır benimsediğiniz düşüncelerinizin aslında pek de sizin düşünceleriniz olmadığını fark ediyorsunuz veya yıllardır bu düşünceyi neden savunuyor olduğunuzu daha derinden kavrıyorsunuz. 

     İlk senelerde sıkılmamak adına tarihten az da olsa keyif almak şart. Günümüz problemlerini tarihsel köklerini bilmeden çözüme kavuşturmak oldukça zor, bu nedenle özellikle ilk sene olabildiğince tarih göreceğinizi aklınızın bir köşesine not etmenizi tavsiye ederim.

     Şimdi bölüme başladığımdan çok farklı bir noktadayım fakat buradaki tek etken bölümüm değil tabii ki. Öncelikle kendimin farkına vardığımı düşünüyorum, zaten kişisel ve toplumsal farkındalığı yüksek biri olarak düşünsel farkındalığımın da arttığını düşünüyorum. Bu noktada bölümümün etkisi ne dersek; daha önce de belirttiğim gibi düşüncelerin derinine iniyor, temelini tartışıyor olmamız. Derste işlediğimiz ne varsa günlük rutinde zihnimin bir köşesinde canlanıyor. Bir alışveriş merkezinde gezinirken veya bir mekânda yemek yerken oluşumların nereden nasıl çıktığının ve prensiplerinin farkında olmak oldukça keyif verici oluyor. Bu düzenlerin gökten inmediğinin, ağır sancılar çekilmiş bir doğum olduğunun farkında olmak ve ilerleyişi hakkında tahminlerde bulunmak… 

     Elbette tüm bölümlerde olduğu gibi bu bölümde de arada keyif almadığımız, yıprandığımız ve artık bırakacağım dediğimiz noktalar oluyor fakat unutmamak gerekir ki kolay hiçbir şey yoktur. Tercih yapacak arkadaşlar için iyi dileklerimi sunuyorum, bölüm hakkında sorularınız olacak olursa bana mail yoluyla ulaşabilirsiniz. Başarılar dilerim.

Abone Ol