DÜNE, BUGÜNE, YARINA MEKTUP

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

İthaf

Sevgili mektup” diye gülümseten bir cümleyle başlayıp nenesine çiçeklerden daha güzel satırlar yazan çocuğa…

İlköğretim yıllarımızda Türkçe dersi ya da bir yarışma kapsamında verilen konuları hatırlar mısınız? Geçmişteki kişi ve kişilere yazılmak üzere, Atatürk’e mektup, Çanakkale şehitlerine mektup gibi başlıkları olan, “Bugün yaşasaydı kendisine ne demek isterdiniz?” sorusundan hareketle yazılan mektup yarışmalarıydı bunlar. O zamanları hatırlamaya çalıştığımda geçmişe ya da geleceğe mektup yazdım mı anımsayamıyorum.

Anneannem okuma bilen ama yazma bilmeyen bir kadındı. Köydeki okullarına bir süre devam edebilmiş. Rahmetlik babası köydeki çocukların okuması için elinden geldikçe bir şeyler yapmaya çalışmış ama gelin görün ki anneanneme okulu tamamlamak nasip olmamış. Yine hatırlar mısınız bilmem ama bir zamanlar “Ana- Kız Okula” okuma yazma öğretimi kampanyası vardı. Anneannem de bu projeye başvurmuştu. Seviye belirlemelerini yaptıklarında anneannemin 2. sınıf düzeyinden itibaren öğrenime devam etmesine karar vermişler. 

Dersler, okulda öğrenci olmadığı zamanlar -ki bu vakit o zaman için öğleden sonralarıydı- yapılmaktaydı. Bir dersine birlikte gitmiştik. Dersler sadece okuma yazma üzerine değildi. Benim girdiğim ders de matematik dersiydi. Anneannem nerdeyse bir eğitim öğretim yılı kadar olan süreci tamamladı ve o zamanki adıyla Çıraklık Eğitimi Genel Müdürlüğünden okuryazarlık belgesi aldı. 

Bir dersinde öğretmen, mektup yazmalarını istemiş ve anneannem de bana mektup yazıp postalamıştı. Mektup gelene kadar bundan haberim yoktu tabi. Kokulu kalpli bir kâğıtta hâlimi hatırımı soran, okuma yazma öğrendiğinden de bahseden satırların olduğu bir mektup. İnsan büyüyünce anlıyor birçok şeyi, ben de kendisinin o mektubu yazarkenki heyecanını vakit geçtikçe anlayabildim. Okumanın ve yazmanın kıymeti yokluğunda belli oluyor aslında. Çocukken de bir şeyleri okuyamadığımızda içten içe sinir olurduk belki, sonra büyüyünce ve öğrenmek başa düşünce çok normal gelmeye başladı. Bence nankörlük bile ediyoruz.

Twitter Banner - Specter Medya

Ellilerinde okuma yazma öğrenen anneannemin heyecanı gibi bir heyecana, geçtiğimiz günlerde buruk bir şekilde denk geldim. Mezar ziyaretindeyken duvara oturmuştum ki sol tarafımdaki mezarın mezar taşında bir kâğıt parçası gördüm. Bu kâğıt parçası uçmasın diye de üstüne küçücük bir taş parçası konulmuştu. Merak edip kâğıdı aldım elime. Hani yeni okuma yazma öğrenen çocuğun yazması gibi bir yazma olur ya; kimi harf büyük, kimi harf aşağı kaymış. Mektubu görür görmez anladım ki yeni okuma yazma öğrenmiş bir çocuğa ait. O an aklıma küçük kuzenlerim ve anneannemin yazısı geldi. Çocuk “Sevgili mektup” diye başlamış. Ardından ise hayal meyal hatırladığım kadarıyla “Nene, sen benim dünyada en sevdiğim…” gibi devam etmiş. Sanırsam kâğıdın sağ tarafına da küçücük nenesini çizmiş. Mektubu aldığım gibi yerine bıraktım. Bu okuma yazmayı yeni öğrenmiş olduğuna inandığım, körpeciğin nenesinin mezarının önünden geçip yola gidecekken yerde bir kâğıt daha gördüm ki bu kâğıtta da kendisini ve nenesini çizmiş. Kâğıdı alıp mektubun üstüne koydum ve taşı da kâğıtların üstüne, bir daha uçmamasını umarak yerleştirdim.

Zamanında yapmadığımı düşündüğüm bir şeyi şimdi yapmanın tam yeri olduğunu düşünüyorum. Uzun uzun çok şey yazılır ama işte insan bazen nefesi veremiyor, yutkunamıyor hatta ve hatta yaşamadığı için karşısındakini anlayamıyor. Allah, sevdiklerimizle sağlığımızı daim etsin. Merhumeye de rahmet eylesin.

“Sevgili mektup” diye nenesine mektup yazan güzel çocuk;

Mektubunu ben de nenene okudum. Nenenin yeri yeşillik içinde. Mektubun koyduğun yerde duruyor, bilmeni isterim. Resmin uçmuş ama kaldırdım mektubun üstüne koydum, taşı da üzerlerine koydum ki uçmasınlar. O kadar yağmur yağmasına, rüzgâr esmesine rağmen bir şey olmamış yazdıklarına çizdiklerine. Senin çok ince biri olduğunu anladım. Ruhunun bu inceliğini kaybetme. Bunları okuduğunda incelik ne demek diyebilirsin. Sen de haklısın. İnsan büyüyünce anlıyor birçok şeyi, bunları anlaman için birkaç yılının geçmesi lazım. Gün gelir belki bu mektup sana ulaşır, sen okursun belli mi olur. Nenene de yazmaya devam et, kendince de yazmaya devam et, e mi? Düne de yaz, bugüne de yaz, geleceğine de yaz. Yazmanın kıymetini unutma. Yazdığın kadar da okumayı da unutma. Okumak insana yazma isteği verir. 

 Derslerinde başarılar, ailenle birlikte güzel günler dilerim.

Abone Ol 

Berktuğ Öztürk

Vefa, vicdan, içtenlik sözüyle yaşamda ve düşlerinde olan; Çukurova topraklarının başkenti Adana’dan olan, o toprakların Çukurova Üniversitesinde Okul Öncesi Öğretmenliği okuyan ve eğitim yöneticiliği üzerine kendini gerçekleştirmek isteyen, bu ideali için açıköğretimden kamu yönetimi de okuyan, gücünün bedeninde değil de sözünde, kaleminde olduğunu söyleyen 1998 Kozan doğumlu bir vatandaş.