DUYGUSAL YEME

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

     “Duygu” insan türünün en önemli özelliklerinden bir tanesidir. Duygular bireyin düşüncelerini, kararlarını, eylemlerini en nihayetinde ise yaşamını yönlendiren hisler bütünü olarak tanımlanmaktadır.  Duygular, pek çok davranışımızın temel sebebi olduğu kadar yeme davranışlarımızın da temel sebepleri arasında yer almakta ve yeme alışkanlığına da etki etmektedir. 

Stres, Kaygı veya Depresif Duygular İnsanı Nasıl Hasta Eder?

     Bilinenin aksine, olumsuz düşünceler yalnızca insan psikolojisi üzerinde etkili değildir. Öfke, stres, kaygı ve benzeri olumsuz duygu durumlarının insan zihni üzerinde etkisi olduğu kadar insan bedeni üzerinde de etkisi vardır. Bireyi strese sokan duyguların, düşüncelerin kaynağı süregelen yaşantı içinde aralıksız olarak değişmektedir. Örneğin yaşanmış olan bir doğal afetin doğurduğu sonuçlar stresör olabilir; bilinmezlik duygusu, geleceğe yönelik kaygı duygusunu tetikleyebilir. 

Stres Altındaki Beyin Nasıl Hareket Eder?

     Stres altında bedende ortaya çıkan fizyolojik tepkiler otomatik sinir sistemi tarafından yönetilir. Otomatik sinir sistemi, stres karşısında bedene uyaranlar göndererek vücudun fizyolojik çalışma düzeninde değişiklik meydana getirir. Bahsedilen vücutsal reaksiyonları maddeler halinde özetleyecek olursak:

• Kaygı anında stresin yönetiminden sorumlu olan kortizol hormonu salgılanmaya başlar.

• Kalp atışı hızlanır, kan basıncı yükselir, kan damarları daralır, kan şekeri yükselir.

• Nefes alışverişleri hızlanmaya başlar, kesik kesik nefesler alınır.

• Adrenalin salgısı artar.

     Meydana gelen tüm bu reaksiyonları vücutta salgılanmış olan kortizol hormonu sağlamakta, stres ve kaygı anında vücudu savaşmak veya kaçmak için hazırlamaktadır. Bu evrede bedenin hemostatik dengesi bozulur. Vücut, normal seyrinden fazla salgılanan kortizol hormonunu dengelemek için serotonin hormonuna ihtiyaç duyar. Serotonin (mutluluk) hormonu vücut tarafından sentezlense de serotonin üretimine katkı sağlayan besinler mevcuttur. Triptofan olarak adlandırılan bir çeşit aminoasit içeren besinler serotonin seviyesini yükseltmektedir, bu sebeple stres altında kalan insan beyni kişiyi yemeye yöneltir. Bahsedilen yeme davranışı bilim literatürüne “Duygusal Yeme” davranışı olarak geçmiştir.

     Birey fiziksel açlık hissetsin ya da hissetmesin, olumsuz duygu durumlarıyla baş etme yöntemi olarak yemek yemeyi tercih eder. Çünkü ulaşması zahmetsiz ve maliyetsizdir; fakat bir çözüm değildir. 

     Bireyin tercih etmiş olduğu yeme davranışı, fiziksel bir ihtiyacın görülmesinden ziyade aralıksız negatif etkinin benliğinde yaratmış olduğu boşluğu, yemeklerden alınan haz ile doldurmaya çalışma çabasından kaynaklanır. Harika tatlılar, lezzetli yemekler yese dahi o boşluğu dolduramaz ve ikinci bir yetersizlik duygusuyla baş başa kalır. Böylece bir memnuniyetsizlik döngüsü içinde hapsolur.

 Memnuniyetsizlik Döngüsü 

     Bu noktada kişi yemek yemeye meyletme durumunda kendisini evvelinde dinlemeli ve bu açlığın gerçekten fizyolojik mi (enerjinin düşmesi, halsizlik vs.) yoksa psikolojik (stres, üzüntü, aşırı kaygı vs.) mi olduğunu saptamalı, akabinde yemeğe yönelmelidir. 

     Bu durumun aksine hareket etmemiz, hayatın her anında karşılaşabileceğimiz olumsuz duygu durumlarını yönetme şekli olarak yemek yemeyi tercih etmemiz sonucunu doğurur. Bu tercih, çeşitli yeme bozukluklarını beraberinde getirecektir. Ortada bir sorun varsa bunun çözümü psikolojik bir tedavi olarak aranmalı, fizyolojik yeme dürtüsü ile üstü örtülmemelidir. Sorun kaçarak değil, savaşarak çözülmelidir. 

Abone Ol 

Sevdenur Örsdemir

Pozitif bir bilim dalı olan psikoloji alanında bilgi araştırmacısı ve talebesidir. Kültür, sanat ve edebiyat alanlarıyla da ilgilenerek Specter Medya bünyesinde içerik üretmektedir.