GEÇMİŞ BUGÜNÜN ZEHRİ BUGÜN İSE GELECEĞİN PANZEHRİ

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakika ∎

İfade edilmemiş duygular ölmez. Yarım kalmış sözler, yarım kalmış davranışlar, yarım kalmış niyetler olarak zihnin bir köşesinde gün yüzüne çıkmak için tetikte bekler. İnsan, bu yarım kalmışlığı tamamlamak isterken sürekli olarak zihninde aynı sorunu canlandırır ve yansıtamadığı duyguları düşünür. Bir süre sonra da “keşke” bataklığına düşer. Keşke yapsaydım, keşke yapmasaydım, keşke söyleseydim, keşke sussaydım, keşke gitseydim, keşke kalsaydım… Bahsettiğimiz bu durum geçmişin negatif tarafına saplanıp kalma halidir. Bu durum her yönden insanı yıpratır ve içinde bulunulan anı zehirler; kişi bugünden keyif almamaya başlar ve mutluluğun, geçmişe kaçışta olduğunu düşünür.

Bir de geçmişin pozitif taraflarına saplanıp kalma hali vardır. “Hayatımın bir dönemi çok güzeldi, ben sadece o zaman mutluydum.” gibi düşünen kişi de mutluluğu sadece geçmişe kaçışta bulabileceğini düşünür. Çünkü geçmişte onu besleyen, ona güç veren bir şey vardır ve şu anki hayatında kendisini besleyen o şey olmadığı için sürekli olarak geçmişteki kaynağından beslenmek ister. Oradan beslenmek birçok açıdan keyif verir insana. Bakıldığında bu durumda bir yanlışlık yoktur. Misal fotoğraf albümleri, çocukluk anıları, geçmişi düşündüğümüzde aklımıza gelen güzel anlar ve daha birçokları… Bunlar bizi besleyen unsurlardır.

Eğer geçmişten doğru bir şekilde beslenirsek bugünümüzü daha verimli daha değerli ve daha mutlu kılabiliriz. Ya da geçmişte yaşadığımız durumları değerlendirirken “Yaşadığım şeyler bana ne öğretti, bu yaşadığım neyin tekrarı?” gibi sorulara cevap arayarak bugün bizi mutsuz edecek şeyleri engelleyebiliriz veya bazı şeyleri daha güzel hale getirebiliriz. Geçmişin bize vermek istediği mesaj aslında budur.

Peki insanlar neden geçmişe takılıp kalıyorlar? Bu sorunun sayısız cevabı olabilir. Genel olarak baktığımızda belki de bugüne odaklanmayı başaramadığımız için ya da bugünkü hayatımızdan lezzet alamadığımız için geçmişteki duyguyu tekrar tekrar yaşamak istiyor olabiliriz.

   GEÇMİŞ KABUL EDİLMESİ GEREKEN BİR ZAMAN DİLİMİDİR.

Bugün pişman olduğumuz şeyler aslında hayatımızdaki birer dönüm noktaları, birer yol ayrımlarıdır. Geçmişi bu nazarla değerlendirdiğimizde pişmanlık olarak düşündüğümüz durumlar belki de bizi daha büyük pişmanlıklardan korumuş olabilir mi?

Nihayetinde şunu söyleyebiliriz, farkındalık dediğimiz şey geçmişte yaşanan olumlu olumsuz durumları saf bir kabulle bugüne taşıyabilmekle mümkündür. “Yaşadıklarım benim hikayemin bir parçası.” ve “Bazı şeylerin olması için bazı şeylerin olmaması gerekiyordu.” diyebildiğimiz zaman geçmişin zincirlerinden kurtulup yaşadığımız ana odaklanabilir; geçmişin hatalarını, olumsuzluklarını gelecek ile telafi edebiliriz.

Yazımızı sonlandırmadan önce konumuzla ilişkisi bağlamında bize hayat yolculuğunda ışık olabilecek şu anlamlı beyte yer vermek istiyoruz:

Geçti mâzi, çekme istikbale gam

Dem bu demdir, dem bu demdir, dem bu dem…

Abone Ol 

Sevdenur Örsdemir

Pozitif bir bilim dalı olan psikoloji alanında bilgi araştırmacısı ve talebesidir. Kültür, sanat ve edebiyat alanlarıyla da ilgilenerek Specter Medya bünyesinde içerik üretmektedir.