İNSAN NEDEN HİKÂYELERİ SEVER?

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakika ∎

     Kültürlerimiz hikâyeler üzerine kuruludur ve dinler hikâyeler aracılığıyla aktarılır. Kendi yaşamımızı ve başkalarının yaşamlarını hikâyelerle anlatırız. Hikâye biçiminde rüya görür, hikâye biçiminde hayal kurarız; tüm bunları hikâye aracılığıyla yaparız. Neden hikâyelere bu kadar ilgi duyuyoruz, beynimiz neden hikâyelerden zevk almaya bağlanmış gibi görünüyor?  

     “Hikâye, okuyucuyu konuşmaya dahil etme sanatıdır.”

     Bir hikâye, kurgu olsun ya da olmasın zihnimizi psikolojik gerçeklik ile meşgul eder. Hayatımızda sorunlar ortaya çıkar, onlar için çözümler olmalıdır ve bu durum problem çözmeye dair bilgiye sahip olmamızı gerektirir. Belli bir deneyim sürecinden sonra bilgiye ulaşırız fakat etkili bir hikâye bu uzun yolu bizim için hızlıca kat edebilir. Okuduğumuz hikâyelerde tanıdık duygulara rastlarız, aşinalık hikâyeyle özleşmemize yardımcı olur. Yüzleşmek zorunda kalabileceğimiz zor durumları hikâyeler vasıtasıyla sezgisel olarak kavrayabiliriz, bu şekilde başkalarıyla doğrudan etkileşim kurabilir ve sorunlara getirilen çözümlerden hayatımızda yer alan problemlere iz düşüm çıkarabiliriz. Bu sebeple hikâyeler etkili bir eğitim alanıdır. 

     Hikâyeler okuyucuyu duygusal olarak da uyandırır. Anlatıcı, okuyucuda süreci ve sonucu bilmeye dair ilgi uyandırır ve okuyucuyu sonuçlandırmaya davet eder. İnsanlar kendileri için endişelenmeye gerek duymadan ve sorumlu olmalarına gerek kalmadan mutluluğun ya da diğer duyguların tadını çıkarabilirler. Hikâyeler duygularımıza ve empati kapasitemize hitap ettiği için daha iyi bir insan olmak adına bizi motive eden eşsiz bir kaynaktır.

     “Hikâyelerin Bilimi”

     Hikâyeleri okuduğumuzda beynimizde iki değişiklik meydana gelir. Birincisi nörolojik, ikincisi ise kimyasal değişikliktir. Verilere dayalı bir metin okuduğumuzda ya da dinlediğimizde beynimizde dil işleme ve dil algılama alanları aktifleşir. Kurgusal hikâyeleri dinlediğimizde ise, bunların yanında duygusal ve motor korteksler de aktifleşir. Bilgi bir hikâye ile aktarıldığında beynin büyük bir kısmı aktif hale gelir. Zihin kıssalar üzerinden akıl yürütür, düşünür ve soyutu somuta, somutu da soyuta dönüştürebilir. Bu nedenle hikâyeleri ders kitaplarındaki ifadelerden daha iyi hatırlarız.

     Hikâyeler dinlediğimizde, beynimizde kimyasal olarak bağlanma hormonu adı verilen oksitosin salgılanır. Oksitosin, başkalarının duygularını düşünebilmemizi ve hissedebilmemizi sağlar. Peki bu günlük yaşam için ne ifade eder? Hikâyeler insanları daha şefkatli, yardımsever, cömert ve güvenilir kılar. Bu perspektiften baktığımızda hikâyelerin sosyal etkileşimin özü olduğunu söyleyebiliriz.

     Hikâyeleri severiz; çünkü insan zihninin anlama yetisi, hikâyeler üzerinden anlamlandırma temayülü gösterir. Kutsal kitaplar, öğretiler bu nedenle kıssalar üzerinden aktarılır. Çünkü hikâyeler iyileştirebilir, öğretebilir, ilham verebilir ve zihinleri aydınlatabilir.

Abone Ol 

Sevdenur Örsdemir

Pozitif bir bilim dalı olan psikoloji alanında bilgi araştırmacısı ve talebesidir. Kültür, sanat ve edebiyat alanlarıyla da ilgilenerek Specter Medya bünyesinde içerik üretmektedir.