HERKES* İÇİN CEZA HUKUKU: KANUNİLİK

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

Ceza hukukunun olmazsa olmaz ilkelerinden biri olan kanunilik ilkesinden, ilk yazımda yüzeysel olarak bahsetmiştim. Bu yazımda ise daha detaylı anlatmaya çalışacağım. 

     Ceza hukuku bakımından kanunilik ilkesini anlamak için kanuni kelimesinin köküne ve anlamına bakmamız gerekiyor. Kanun kelimesi, Arapça kökenli bir kelime olup geçerli olan kural ve yasa anlamında kullanılıyor. 

     Kanunilik, en basit tabiriyle devletlerin toplum düzenini sağlamak için koyduğu yasalara uymak ve onlara göre yargılama yapmak demek. Latince olarak ifade etmek istersek, “nullum crimen nulla poena sine lege”, yani kanunsuz suç ve ceza olmaz. 

     Kanunilik ilkesinin temelini doktrinde birçok yazar, Magna Carta Libertatum’a dayandırmaktadır. 1215 tarihli Magna Carta, kralın yetkilerini sınırlandırmış ve keyfî olarak karar verme yetkisine müdahalede bulunmuştur. Bir arada yaşayan insanlar için kanunilik çok önemlidir. Tersi bir durumda, topluma kaos ve düzensizlik hâkim olur. Bireyi siyasi otorite karşısında eşitleyen durum, kanunların belirli olması ve bu belirli olan kanuna göre kişilere ceza verilmesidir. Mahkemeleri hayal edin. Eğer ceza kanununda suç ve cezalar belli olmasa, her hâkim farklı karar verecek ve aynı suçu işleyen iki insanı yargılayan farklı mahkemelerden birbiriyle uyuşmayan kararlar çıkacaktır. Bu durum hem bireyin adaletsizliğe uğramasına sebep olacak hem de toplumun eşitlik duygusunu sarsacaktır. 

     Kanunilik ilkesinde önemli olan bir diğer husus ise bir fiilî hareketin sonucu bir suç unsurunu oluşturmuyorsa, ileride bu fiil kanuna suç olarak alınsa bile kişi bununla sorumlu değildir. Örnek vermek gerekirse, Kişisel Verileri Koruma Kanunu hayatımıza 2016 yılında girdi. Bu kanuna göre belli başlı durumlarda kişilerin verilerini silmeyen ve anonim hale getirmeyen kişilere Türk Ceza Kanunu uyarınca ceza veriliyor. Bundan 10 yıl önce bir kişi kişisel verilerle alakalı yaptığı basit eylemlerden sorumlu tutulmuyordu ama teknoloji ve internetin bu kadar hızlı gelişmesinin ardından bu önlemler alındı. Dolayısıyla 10 yıl önce bu fiili icra eden birine suç isnat edip ceza veremeyiz. 

     Sonuç olarak, kanunilik olmadan gerçekten adaleti ve demokratik bir toplumu sağlayamayız. Kanunilik ilkesi, bir vatandaşı yeri geldiğinde devlet yetkilisi ile eşit konuma getirmektedir. Yazımı meşhur Alman Kralı II. Frederick ve bir değirmenci arasında geçen bir olayı anlatarak bitirmek istiyorum. 

     Alman Kralı II. Frederick, 1750 yılında Potsdam’dan geçiyor. Orayı çok beğeniyor ve emrindekilere “Bana şuraya bir saray yapın.” diyor. Ertesi gün kralın adamları, onun beğendiği araziye gidiyorlar ve bir bakıyorlar ki arazinin yanında bir değirmen var. Değirmencinin kapısını çalarak buraya kral için bir saray yapacaklarını ve değirmenin buna engel olduğunu, bu yüzden de değirmeni satın almak istediklerini söylüyorlar. Değirmenci, gayet net bir şekilde satmayacağını söylüyor. Bu olay kralın kulağına gidiyor. Kral, değirmenciyi huzuruna çağırıyor ve değirmeni neden satmadığını soruyor. Değirmenci yine çok açık bir şekilde,
“Sen kralsın, git Almanya’nın başka bir yerine sarayını yap. Burası bana babamdan miras kaldı. Ben de çocuğuma miras bırakacağım. Bu yüzden satmıyorum.” diyor. II. Frederick, ayağa kalkıyor ve diyor ki “Unutma ki ben Kralım!”, Değirmenci bakıyor ve tebessüm ederek şöyle diyor “Asıl sen unutma ki Berlin’de hala hakimler var!”.

*Sadece medyadan edindiği bilgilerle, o konunun dâhil olduğu bilimsel alanın bilgi birikimine başvurma ihtiyacı duymayarak fikrini belirten ve bu şekilde ortaya atılmış fikirlere kapılarak kendi düşüncelerini şekillendiren herkes.


Düşünce ve önerileriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

    Abone Ol 

    Fatih Davut Ejder

    8 Ocak 2000’de doğdu. Küçüklüğünden beri bir şeyleri anlatmaya ve sunmaya meraklı, Hukuk Fakültesi öğrencisi, aynı zamanda da açıktan Sosyoloji Bölümü okumakta. Beşiktaş semtini çok seviyor ve hâlinden anlayacağınız sıkı bir Beşiktaşlı.