HERKES* İÇİN CEZA HUKUKU: MASUMİYET KARİNESİ

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

    Ceza Hukuku’nun insanların özgürlük alanını en fazla sınırlayan hukuk dalı olduğunu bundan önce kaleme aldığım iki yazıda da siz değerli okuyuculara aktarmıştım. Bu yazımda, aslında diğer iki yazımda anlattığım kanunilik ve Ceza Hukuku genel ilkelerinin çıkış noktası olan bir konuyu ele alacağım: masumiyet karinesi.

     Öncelikle yine terminoloji ile başlayalım. Masumiyet Karinesi, Anglo-Sakson hukuk sisteminde “The Presumption of Innocence” olarak ifade edilir. Masumiyet karinesi en genel hâliyle, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu olamayacağı anlamına gelir. Herkes, bir suçun faili olmayacağım diyebilir ve kendisine verdiği bu sözü tutabilir. Peki, sanığı olmayacağım diyebilir mi? Birisi çıkıp bu suçu o işledi derse ne olacak? İşte burada masumiyet karinesinin uygulama alanı oluşmaya başlar. Şüpheliye bir suç isnadı olduğu andan itibaren, masumiyet karinesinden bahsedebiliriz. Başka bir yazıda ceza davasının kronolojisini detaylı olarak ele alırız ama şimdilik kısaca bahsetmek gerekirse; size karşı bir suç isnat edildiği andan, mahkemede son karar verilinceye kadar geçen sürede masumiyet karinesi sizin üzerinizde etkilidir. Hâkim beraatinize karar verirse zaten masum olduğunuz kanıtlanmış olur. Yine bir ceza yaptırımının sizin için uygulanması kararı verildiğinde de suçlu olup olmadığınız hakkında bir şüphe kalmayacaktır. Bu iki durumda da masumiyet karinesinin uygulama alanı son bulur. 

     Masumiyet karinesi, her ne kadar günümüzde çok ön planda bir görüş olarak kabul edilmeyip çeşitli kanunların içine gizlenmiş olsa da demokratik ve adil bir hukuk devleti için en başta anlaşılması gereken ilkelerden biri olduğunu düşünüyorum. (Türkiye Cumhuriyeti’nin 1924 ve 1961 anayasalarında masumiyet karinesi açıkça ifade edilmemiştir.) Düşünsenize, size bir suçlama yapıldığında herkes bu suçlamaya inanıyor ya da inandırılılıyor, fikirlerini sabitlemişler ve siz ne kadar savunma yaparsanız yapın bu bir etki yaratmıyor. Ne kadar kötü, zor ve adaletsiz bir durum. İşte masumiyet karinesi burada bir kalkan görevi görmekte.

     Eğer bir suçlama yapıyorsanız; o suçun işlendiğine dair kanıtları, iddia eden taraf olarak siz getirmelisiniz ve hâkime anlatmalısınız. Bu görüş Magna Carta’dan günümüze kadar değişmedi. Hammurabi Kanunları’nda eğer ki birisini haksız yere suçlarsanız ve o kişinin masum olduğu ortaya çıkarsa, siz iftira attığınız için ölüm cezasına çarptırılıyordunuz.  Yine Kuran-ı Kerim’de de zandan kaçınınız ifadesi ile, somut bir delil olmadan insanların masumiyetlerine leke sürülmesi engellenmeye çalışılır. Birçok yazılı belgede, suçlu olduğu delil ile sabit olmayan kişilere karşı peşin hüküm verilip masumiyetlerinin zedelenmemesi vurgusu yapılmıştır. Ceza Hukuku’nda çoğu zaman özgürlük sınırlandığı için olası bir şüphe durumunda suç işlemekle itham edilen taraf, bu durumdan yararlanacak ve bu şüpheyi giderecek daha güçlü bir delil ortaya çıkana kadar kişinin masumiyet karinesi gereği masum olduğu varsayılacaktır. 

     Bir hatıradır anlatılır: İmparatorun önünde açılan bir davada sanık, tüm suçlamaları reddetmiş. Buna karşılık savcı, “Suçu reddetmek öylece suçtan kurtulmaya yeterliyse, çoğu kimse Sezar’ı suçlu bulabilir mi?” diye iddiada bulunmuş. İmparator Justinianus, yargılamaya müdahale ederek “Sanığı böylece suçlu bulmak yeterliyse, sen herkesin masum olduğunu kanıtlayabilir misin?” diyerek sanığın salıverilmesine karar vermiştir. (Çayan, 2020: 54,55.)

     Sonuç olarak bir hukuk devletinde hangi fiillerin suç olduğu ve ne koşullarda cezalandırılacağı belirlidir. Hiç kimse hakkında bir delil olmadan itham edilemez veya suçlanıp hapse atılamaz. Aksi bir anlayışta bir müddet sonra hukukun üstünlüğünü değil, üstünlerin hukukunu konuşuyor oluruz. Bu durum, masumiyet karinesi başta olmak üzere hukuka zarar verecektir. 

*Sadece medyadan edindiği bilgilerle, o konunun dâhil olduğu bilimsel alanın bilgi birikimine başvurma ihtiyacı duymayarak fikrini belirten ve bu şekilde ortaya atılmış fikirlere kapılarak kendi düşüncelerini şekillendiren herkes.

KAYNAKÇA:

  • Çayan, G. (2020). Masumiyet Karinesi Doktrini. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 11(42).
  • Çayan, G. (2016). Adil Yargılanma Hakkı. Legal Yayıncılık.

Düşünce ve önerileriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

    Abone Ol 

    Fatih Davut Ejder

    8 Ocak 2000’de doğdu. Küçüklüğünden beri bir şeyleri anlatmaya ve sunmaya meraklı, Hukuk Fakültesi öğrencisi, aynı zamanda da açıktan Sosyoloji Bölümü okumakta. Beşiktaş semtini çok seviyor ve hâlinden anlayacağınız sıkı bir Beşiktaşlı.