OKUDUKLARINI DEĞERLENDİRMEDE BİREYLERİN BAKIŞ AÇILARI

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakika ∎

     Bir şeyler okumak çok önemli ancak bunun yanında onu nasıl okuduğumuz, nasıl analiz ettiğimiz, ondan neler öğrendiğimiz de büyük önem taşıyor. Okuma tipimiz, bizim okuduğumuz şeyi anlamamızı ve gerçeği yorumlamamızı etkiliyor. Bu sebeple gelin hep birlikte okuduklarını analiz etmek açısından ne tür okuyucular var onlara bakalım ve bizler de bir şeyler okurken veya izlerken nasıl bir bakış açısına sahip olunabileceğinin önemini kavrayalım.

Twitter Banner - Specter Medya

     İlk olarak en büyük kitleyi oluşturanlardan, bütün okuduklarına ve izlediklerine inanan insanlardan bahsetmek istiyorum. İnsanların çoğu okuduklarına anında inanmayı seçerler çünkü başka kişinin aktardığı düşünceyi sorgulamak istemezler, onun doğru düşünmüş olabileceği ihtimaline tutunurlar. Yani sorgulamak ve düşünmekten uzak bir kitledir. Bu kitleyi kandırmak ve yönlendirmek çok kolaydır çünkü onlara sunulan bilginin doğruluğuyla ilgilenmez ve onu analiz etmezler. 

     İkinci kategorideki insanlar daha azdır. Bu insanlar artık hiçbir şeye inanmazlar ve her şey onlar için yalandan ibarettir. Bu insanlar, ilk bilmedikleri konular hakkında bile fikir bildirirler. Zamanında her şeye inanan insanlar, yani ilk grupta olan bireyler zamanla gördükleri şeylerin yanlış olduğuna ve yalan olduğuna şahit oldukları için onları artık ikna etmek çok zor bir hâle gelmiştir. Bir şeyi okudukları zaman o şeyin yalan olduğu konusunda ısrar ederler. Haberlerden ve gazetelerden pek hoşlanmazlar. Şüpheci bir tutum sergilerler. Bunun için bu insanları idare etmek zordur. 

     Üçüncü kategorideki insanlar ise okuduklarını sorgulayıp, analiz edip daha sonra bir düşünce üzerinde karar kılarlar. Bu insanlar özenle seçilmiş gibidirler. Bu gruptaki insanları kandırmak ve onları her yazılıp çizilene inandırmak çok zordur. Çünkü onlar, okuduklarını zihin süzgecinden geçirip öyle bir kanıya varmak isterler. Hatta okuduktan sonra kendine öz düşünceler üretebilirler. Onlara göre gazetelerde yazılıp çizilenler, bazen yalan bazen doğru olmaktadır. Bu bakış açısına sahip insanların sayısı da oldukça azdır. Medya açısından bakıldığında ise en çok korktukları ve çekindikleri grup budur diyebiliriz. Çünkü başta da söylediğim gibi sorgulayan ve düşünen insanları kolayca avuçlarının içine alıp her yazdıklarına inandıramazlar.

     Bunların hepsinden çıkarılacak olan genel sonuç şudur: Okuduklarınıza inanmak ya da inanmamak ve onları sorguladıktan sonra bir sonuca varmak sizin elinizde. Karşı tarafa nasıl bir okuyucu olduğunuzu gösterip kolayca kandırılabilirsiniz veya okuduklarınızı düşünüp sorgulayıp karşı tarafın her dediğine inanmayıp bunlardan aklınıza yatana ve akıllıca bulduklarınıza inanabilirsiniz. İkinci durumdaki tutumu sergilediğinizde, karşı taraf da size karşı tutumunu değiştirir; basit bir okuyucu olmadığınızı anlar, sizi kandıramayacağını kavrar ve bunun için çabalamaz. Umarım, üçüncü kategorideki insanlar çoğalır ve düşünen sorgulayan fikir üreten toplumlar hâline gelebiliriz.

Abone Ol 
Dilara Kurt

Dilara Kurt

1996 İzmit doğumluyum.Aslen babam Erzurum, annem Bayburtlu. İlkokulu General Edip Bayoğlu İlköğretim Okulunda okudum. Liseyi Mustafa Kemal Lisesinde tamamladım. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Okulun haber ajansında birkaç haber yazdım. Diksiyon, İngilizce ve Bilgisayar kurslarına gittim. Amatör olarak koşu yapıyorum ve bunun yanında kitap okumayı, fotoğraf çekmeyiseviyorum. Yakın bir tarihte bir haber ajansında işe başlamayı düşünüyorum.