ON THE BASIS OF SEX RBG

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakika ∎

   Ruth Bader Ginsburg. Bu yazının bütün gerekçesi, bu dev isim ve uğruna savaştığı toplumsal cinsiyet eşitliğidir.

   On The Basis Of Sex;  Ruth Ginsburg’ün hayatını, verdiği hukuk mücadelesini anlatan 2018 yapımı bir film. Film yüzlerce erkeğin arasından geçen Ruth ile başlıyor. Görünürdeki tek kadın o. Çünkü o dönemde Harvard Hukuk Fakültesi sadece birkaç kadının girebildiği bir yer. Hatta o zamandan 6 yıl önceye, yani 1950’ye kadar kadınlar Harvard Hukuk diploması alamıyormuş.

   Ruth, çok zeki ve çok çalışkan bir genç kadın. Fakülteye girdiği zamanlarda Martin Ginsbur ile evli ve bir çocukları var. Okul dışında da sorumlulukları olan, bazı toplumların ”kadın işi” diye adlandırdıkları görevleri yapan ve sınıfını birincilikle bitirecek olan bir kadın. Fakülteye girdiği ilk zamandan itibaren cinsiyet ayrımcılığına maruz kalacak, hayatın diğer sıkıntılarıyla karşılaşacak ve tüm bunlara göğüs gerecek.

   Ruth, fakülteye ilk başladığı zaman dekanın ona ve sınıfındaki 8 kadına kurduğu  şu cümleye maruz kalır: ”Bir erkeğin girebileceği yeri neden tuttuğunuzu anlatın.” Ruth, kocasının hukuk okuduğunu ve onun işi hakkında daha fazla şey öğrenmek istediğini, böylece daha anlayışlı bir eş olacağını söyler. Çünkü anlatmak istediğini farklı şekilde söylese dekanın onu dinlemeyeceğini bilir.

   Belirttiğim gibi ilk andan itibaren başlayan bu ayrım iş bulmaya çalışırken de bariz şekilde kendini gösterir. Ruth, avukat olarak iş bulamaz ve akademisyen olur. Yıllar sonra bir dava sayesinde avukatlığa başlayacak, hayatının ve ABD’de hukukun seyrini değiştirecektir. Bu dava toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin erkeğe yansıdığı bir davadır. Yasada kadına verilen hak erkeğe verilmemiştir. Ruth bu davayı yüksek mahkemeye taşır. Yüksek mahkeme günü gelir,  iki taraf da konuşmalarını yapar ve yargıçlar oy birliğiyle bir karara varır…

   Martin Ginsburg’dan bahsetmeden edemeyeceğim. Ruth’a her daim destek olan bir eş. Eşinin ilerlemesinden korkmuyor, ona bunların imkânsız olduğunu söylemiyor; aksine gerektiğinde ona yardım etmek için kendi kariyerini riske atıyor. Onu kendi kariyerinin yanında göstereceği akıllı, güzel bir eş olarak değil;  hedeflerine ulaşacağına inandığı bir yıldız olarak görüyor. Elbette diğer insanlar bu şekilde düşünmüyor. İki başarılı insan birlikteyse, kadın olan profesör de olsa akıllı olmasının sebebi başarılı bir erkekle evli olmasıdır. Başka türlüsü düşünülebilir mi?

   Kendilerini “avcı” bizleri “eve ait bir nesne” olarak görenler maalesef hâlâ çok. Okuduğum bir yazıda erkeğin ilişkide güçlü ve yetenekli hissetmeyi isteyeceği, kadının ise onun eksikliklerini gidermeyi görev bildiği yazılmış. Hayır, partnerimden beni de yetenekli ve güçlü hissettirmesini isteme özgürlüğüm var. Ben birinin eksikliklerini gidermek için yaratılmadım. Niçin “Ben başarılı olacağım ve sen canım, arkamda duran akıllı karım olacaksın.” cümlesini “Sen ve ben çok başarılı olacağız, ikimiz de hedeflerimizin peşinden gideceğiz ve her zaman birbirimizi destekleyeceğiz.” olarak düzeltemiyoruz. Çok mu zor?

   Birkaç gün önce üzücü bir haber aldık. Ruth Ginsburg aramızdan ayrıldı. Bir yargıcın gece vakti yüzlerce kişiyi kendi istekleriyle dışarıya dökmesi ve dünyanın onun ölümüne üzülmesi pek görülür bir olay değil. Evet, Ruth Ginsburg dünyayı değiştiremedi. Dünyayı hiçbir insan değiştiremez. Ancak çok mühim konuları değiştirebilir. Bir devrim yapabilir. Ruth Ginsburg, belki de bizlere çeşitli ayrımcılıkların kalkması hususunda yüz yıl kadar vakit kazandırdı.

   Ruth Ginsburg’le ilgili film dışından bir kesit paylaşmak istiyorum. Ruth Ginsburg,  yeterli sayıda kadın yargıca ne zaman ulaşılacağıyla ilgili sorulara; yüksek mahkemede dokuz kadın yargıç olduğu zaman yeterli olana ulaşılacağını söyleyerek cevap vermiş. İnsanlar bu sözüne şaşırınca onlara “Dokuz adam oldu ve kimse bununla ilgili bir soru sormadı.” karşılığını vermiş. Ne yazık ki çoğu kişi yargılamanın erkeklerin görevi olduğunu düşünüyor ya da öyle alışmışız ki bu düşünce zihnimizde kök salmış ve aksi bizi şaşırtıyor. Burada amaç erkekleri dışlamak ya da kadınlara bir ayrıcalık oluşturmak değil, “Yargıçların hepsinin kadın olması bizleri şaşkınlığa sokmadığı zaman bu ayrımcılığı kökünden bitirebiliriz.” düşüncesi.

   Sinemaseverler için değerlendirmek haddime değil, dizi/film kültürü olan biri değilim ancak ele aldığı yaşam öyküsü itibariyle herkesin; özellikle de hukuku kendine dert edinmiş insanların izlemesini şiddetle tavsiye ederim. Ruth Ginsburg, seni ve bizler için araladığın yolları asla unutmayacağız. Saygı ve sevgiyle anıyoruz.


Düşünce ve önerilerinizi iletmek için iletişim formunu doldurabilirsiniz.

Abone Ol 

Elif Üründü

20 yaşında bir hukuk öğrencisi. Kendini bildiği andan beri avukat olmak isteyen, çok konuşkan, çok tezcanlı, biraz münzevi, biraz kalabalık biri. İlkokuldaki Türkçe çalışma kitaplarında cevapları satırlara sığdıramayan o kız. Yazmaya sistemin gazabına uğrayıp ara verenlerden. Specter ona bu kapıyı tekrar çaldırıyor. Kendi halinde yazıyor ve kusurlarını mazur görmenizi rica ediyor.