EMILE DURKHEIM’IN TOPLUMSAL DAYANIŞMA KAVRAMI ÇERÇEVESİNDE PANDEMİ VE YASAKLAR

∎ Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakika ∎

     Emile Durkheim, insan davranışlarını bireysel boyuttan çok toplumsal süreçlerin etkisine ve çözümlerine odaklanarak incelemektedir. Aynı zamanda toplum içerisindeki ahlaki değerler düzenine ve bu düzen içerisinde bireyler üzerinde uygulanan kuralları da inceler. Pandeminin ortaya çıkmasıyla birlikte, bireylerin davranışlarından çok toplumun geneli yasaklara karşı nasıl davrandı ve halihazırda bu süreci nasıl geçirmeye çalışıyor, toplumsal dayanışma kavramı üzerinden değerlendirmeye çalışacağım. 

     Pandeminin ortaya çıkmasıyla birlikte toplum içerisinde yeni düzenlemeler ortaya çıktı. Hastalığın daha fazla yayılmaması için insanları güvende tutabilmek adına yasaklar uygulanmaya başlandı. Dışarıdayken maskesiz dolaşmanın yasak olması, belli saatlerde sokağa çıkma yasağının uygulanması, restoran ve kafelerde sadece gel-al şeklinde servis yapılması ve oturmanın yasaklanmış olması gibi düzenlemelerle birlikte hasta sayısını azaltmaya ve kaosu engellemeye çalışan bir otoriter tutum görülmektedir. Durkheim’e göre organik dayanışmada resmi “sosyal kontroller” daha fazla gerekli olmaktadır. Çünkü sosyal kontroller, mekanik dayanışmada olan ahlaki kuralların yerine geçebilecek, alternatif ve modern yaşama uyumlu olan yeni bir kontrol mekanizmasıdır.

     Pandemi döneminde kontroller, daha katı durumda. Bireysel boyuttan çok toplumun genelini ilgilendiriyor ve hukuktan yararlanarak belli bir otorite sağlamayı amaçlıyor.  Ayrıca toplum içerisindeki normlar, toplumsal bir kılavuz görevi taşımaktadır. Bu süreci gözlemlediğimiz zaman, devletin otoritesi dışında bireylerin kendi içerisinde benimsedikleri normlara uyum sağlamaya çalıştıklarını görüyoruz. Örneğin devletin yaşlılara getirdiği yasaklar daha katı olmuştur. Devletin yaşlılara bu şekilde yasak koymasının temel sebebi, bu hastalıktaki risk grubunun başında yaşlıların olmasıdır. Fakat toplumdaki normlara baktığımız zaman ise yaşlıların birçoğu devletin koyduğu kurallara uymak yerine kendi kabul ettikleri normlara göre hareket etmişlerdir ya da direkt hiçbir kuralı tanımamışlardır. 

     Toplumsal dayanışma, her koşulda her toplum için olması gereken bir olgudur. Mekanik dayanışmanın geçmişte kalmasıyla birlikte, organik dayanışmanın ortaya çıkardığı farklı sorunlar vardır. Bunlardan biri bireysel çıkarcılık, diğeri de toplumsal çıkarcılıktır.  Sosyal kontrollerin devamlılığı bu yüzden önemli olmaktadır. Devlet hukuk alanında çalışmalar yaparak; güvenliği, eşitliği sağlayarak ancak bu çıkarcı fikirleri bastırabilir. Pandemi sürecinde maske ve ilaç temini yapamayan birey ihtiyaçlarına ulaşabilmek için kuralları çiğneyip kendi “doğrularını” uygulasaydı toplum içinde çatışmalar çoğalırdı.

     Sonuç olarak, toplumsal dayanışma içerisinde bulunan organik dayanışma; pandemi sürecinde insanların bir arada, çatışma olmadan bu süreci atlatabilmeleri için önemli bir tanım olmaktadır. Fakat bireysel davranışların bazı durumlarda zıt olması sebebiyle organik dayanışma bazen yeterli olamamaktadır.

Dilara Ahsen Özkan

Dilara Ahsen Özkan

1999 yılında İstanbul’da doğdu. Acıbadem Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ikinci sınıf öğrencisi. Kültür ve toplum üzerine çalışmalar ve araştırmalar yapmaktadır. Disiplinler arası bir çalışma ile antropoloji, siyaset, psikoloji gibi konulardan faydalanarak toplumsal olguları incelemektedir.