POTANSİYEL DÜNYA: TİTAN

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

     Galaksimiz Samanyolu’nda yıldızlar, nebulalar (gazlar, toz, hidrojen, helyum ve diğer iyonize gazlardan oluşan bulutsu yapı), astreoidler (gök taşları), uydular ve daha birçok maddenin yanı sıra sayısız gezegen vardır. Bu gezegenlerden sekiz tanesi bizim Güneş sistemimizde bulunuyor: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün. 

     Bazılarınız okurken “Plüton nerede?” diye sorabilir. Hemen ona küçük bir yer verelim. Gezegen olmanın IAU (Uluslararası Astronomi Birliği) tarafından tanımlanan şartları vardır. Bunlar:

  • Güneş’in etrafında bir yörüngede dönüyor olması.
  • Yeterli kütleye sahip olması ve böylece hidrostatik dengeyi sağlayarak küresel şekilde olması.
  • Bulunduğu yerdeki hâkim cisim olması ve döndüğü yörüngeyi temizlemesi.

     Plüton ilk keşfedildiğinde bir gezegen olarak nitelendirilse de boyutu küçük ve kütlesi azdı. Bu boyutlarla yörüngesini temizleyemediği anlaşıldı. Böylece, gezegen olma şartlarından ilk ikisine uysa da üçüncüsünden sınıfta kalan Plüton, cüce gezegen sınıfına alındı.

     Gelelim konumuza. Gezegenlerimizin etrafında belirli bir yörüngede dönen gök cisimlerine uydu denir. Üstüne konuşacağımız “potansiyel Dünya Titan”, Satürn’ün en büyük uydusudur. Dünya’daki gibi çoğu nitrojenden oluşan bir atmosfere sahiptir ancak Dünya’nın sahip olduğundan 4 kat daha yoğundur. Uyduların hiçbirinde olmayan bu kalın atmosfer, Dünya’nın ilk zamanlarındaki atmosferini akıllara getiriyor. Titan, Dünyamız dışında yağmur yağan tek yerdir. Aynı zamanda nehirleri ve denizleri de bulunur fakat Dünya’da var olanların aksine bu yağışlar ve oluşumlar sudan değil de metan ve etandan oluşur. Metan ve etan, bizim doğal gazımızı oluştururken dondurucu Titan’da sıvı halde. Titan atmosferinde yaklaşık %5 oranında metan bulunduğu ve bu oranın sürekli bir değişim içerisinde olduğu keşfedildi. Bu değişimin nedeni jeolojik sebepler olabilecek olsa da canlılık bulunma ihtimalini de ortaya çıkartıyor.

     Titan’da bulunan sıvı kütleleri, Güneş’ten uzaklığı sebebiyle donmuş hâldedir. Kısaca Titan, yaşanabilir bir Dünya olmak için çok soğuktur. Yaşam için gerekli ihtiyaçlara kısmen sahip olan Titan, belki de donmuş ve çözünmeyi bekleyen potansiyel bir Dünya diyebiliriz. Bunun hakkında pek çok hipotez vardır. Bunlardan birisi Güneş’in sürekli bir büyüme halinde olması sebebiyle Titan’a yaklaşarak onu ısıtıp çözmesidir. 

     Enerjisi için helyumu kaynak olarak kullanan Güneş, helyumu sürekli olarak tüketiyor; tükettikçe de büyüyor. İleride iyice büyüyecek olan Güneş, bir kızıl deve dönüşecek ve önüne çıkan gezegenleri de içine alarak büyümeye devam edecek. Enerji kaynağını tükettikten sonra da yıldızımız Güneş, süpernova (yıldız ölümü) olacak. Durun, çok ileri gittik. Şimdi kızıl dev hâline geri dönelim. Güneşimiz bir kızıl dev olduğunda iyice büyümüş ve dolayısıyla Titan’a daha fazla yaklaşmış olacak. Böylelikle potansiyel Dünyamız ısınmaya başlayacak. Atmosferindeki anti-sera etkisi azalacak. Titan üzerinde amonyak bulunması, kimyasal reaksiyonların daha yavaş bir şekilde ilerlemesine neden olacak olsa da çalışmalara göre bahsedilen süre Dünya’da yaşam ortamının gelişmesi için yeterli bir zaman.

     Tabii bütün bu olaylar 5-6 milyar yıl sonrası için yaşanabilecek ihtimaller. Kim bilir, belki de gelecekte tıpkı Dünyamızın doğuşu gibi bir hikayesi olan, mikroorganizmalarla başlayıp (oksijen yerine hidrojen tüketip, karbondioksit yerine metan üreten) insanlara kadar uzanan canlılara ev sahipliği yapan, Satürn manzaralı yepyeni bir Dünya olur.

Kaynakça:

Abone Ol