ŞEKER PORTAKALI KİTABI ÜZERİNE BİR İNCELEME

∎ Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakika ∎

     Şeker Portakalı, her şeye meraklı olan ve bu yüzden birilerinin şeytan olarak adlandırdığı Zeze’nin hayatını konu alan bir roman. Sorunlu, kalabalık bir ailenin içinde yetişen ve onlardan sevgi göremeyen Zeze için hayat, diğer çocuklara olduğu kadar kolay değil. O, bu hayatın içinde yalnızlıkla ve sevgisizlikle mücadele edebilmek için hayalî arkadaşlıklar kurmuş. Hayatın zorluklarıyla çok erken tanışan Zeze, bütün bunlar yetmezmiş gibi babasının şiddetine maruz kalmış fakat umudunu yitirmemiş bir çocuk. Çünkü böylesine zor şartlara içinde umut barındırmayan bir insan nasıl katlanabilir ki? Yazarın hayatından da derin izler taşıyan bu kitap, özellikle yetişkinlere okutulmalıdır ki gelecekte çocuklarına nasıl davranmaları gerektiğini bilsinler. Sırf merakı ve hareketli olması sebebiyle bir çocuğu “şeytan” diye etiketlemenin çok büyük bir hata olduğunun farkına varsınlar.

     Bu kitapta Zeze’nin, sevgiye fazlaca aç bir çocuk olarak sevgiyi bulmak uğruna gerçekleştirdiği hayat mücadelesi konu ediliyor. Sevgiyi Portakal ağacında bulmaya çalışan Zeze, bu ağaçla konuşmaya başlıyor. Bütün sıkıntılarını ona anlatıyor çünkü kendisini dinleyecek ve anlayacak hiç kimsesi yok. Yetişkinlere göre basit olan şeyler, çocuklara göre öyle olmayabiliyor. Yetişkinler hiç farkında olmasalar bile, aynı Zeze’nin hikâyesinde gördüğümüz gibi büyük yaralar açılıyor çocukların iç dünyasında. Bunun sonucunda ise çocuklar, ilgi ihtiyacını aileleri dışında insanlarda ve nesnelerde arıyorlar. Çocukları dinlemek ve anlamak yerine görmemeyi tercih edip işlerimize dönüyoruz. Hayata bir şekilde devam ediyoruz ama onlar edemiyorlar. Sonra da çocukları yaramaz diye adlandırıp sırtımızdaki yükleri hafifletmeye çalışıyoruz.

     Aslında Zeze sorunlu bir çocuk değil. Sadece bu kadar acıyla yoğrulduğu bir dünyada umudunu korumaya çalışan ve bir ağaçtan sevgi bekleyen bir çocuk. Umarım yetişkinler bu kitabı okurlar ve bu kitap, çocuklara nasıl davranılması gerektiği konusunda onlar için bir rehber olur. 

     Kitap okumaya meraklı olan ve bilinçli anne ve baba olmak isteyen her insanın okuması gerektiğine inandığım bir kitap bu. Umarım bizler de hayatımızı Zeze gibi umudumuzu kaybetmeden ve pes etmeden yaşayabiliriz.

Dilara Kurt

Dilara Kurt

1996 İzmit doğumluyum.Aslen babam Erzurum, annem Bayburtlu. İlkokulu General Edip Bayoğlu İlköğretim Okulunda okudum. Liseyi Mustafa Kemal Lisesinde tamamladım. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Okulun haber ajansında birkaç haber yazdım. Diksiyon, İngilizce ve Bilgisayar kurslarına gittim. Amatör olarak koşu yapıyorum ve bunun yanında kitap okumayı, fotoğraf çekmeyiseviyorum. Yakın bir tarihte bir haber ajansında işe başlamayı düşünüyorum.