AMERİKA’NIN İDEOLOJİLERİNİ YAYMA İŞLEVİ OLARAK SÜPER KAHRAMANLAR

∎ Tahmini Okuma Süresi: 5 Dakika ∎

    Tarih içerisinde değişmekle birlikte insanlar, geçmişten günümüze kadar birbirlerine sözlü anlatım biçimleri olarak mit, masal ve toplum içerisinde efsaneleşen hikâyeler anlatmışlardır. Günümüzde ise bunların yerini çizgi romanlar ve teknolojinin de gelişmesiyle birlikte sinema aldı. “Çizgi romanlar belli olay ve eğilimlerin bir biçim kazanmasıdır. Bu ifade biçimi toplumsal olay ve ilişkilere bağlı olarak belli bir bilinçlenme ile temellenmektedir (Eğribel, E. (2012), s.7 ).”  Çizgi romanlar, bir sorunu ele alıp onu anlatmanın en kolay yolu olarak görülüyor. Resim anlatıcıları, toplum içerisinde önemli olan konuları kurgulayıp aktarmaya ve o konuların yaygınlaşmasına yardımcı oluyorlar. Konu olarak savaş, kahramanlık, cinayet, şiddet gibi önemli konuları ele alıyorlar. Bu konuları anlatırken hem özetliyor hem de insanların kolay anlamasını sağlıyorlar. (Eğribel, E. (2012), s. 14).

     Çizgi roman ve filmler zamanla bir ideolojileri yayma aracı olarak kullanılmaya başlandı; yani insanlar toplum içerisinde yaygınlaşması istedikleri konuları, çizgi romanlarda bu amaca hizmet edecek şekilde ele almaya başladılar. O konulardan biri “süper kahramanlar’’ olarak karşımıza çıkıyor. Süper kahramanların genel özelliğine baktığımız zaman cesaret ve güç gibi aslında her bireyde olabilecek olgular ön plana çıkartılıyor. Onları normal bireylerden ayıran özellikleri ise gizli ve kimsenin sahip olamayacağı güçlere sahip olmaları. Değişen siyasi politikalar ve kültür ile birlikte süper kahramanlar bir toplumun simgesi haline geldi. Amerika’nın süper kahramanlara ün kazandırmasıyla birlikte süper kahramanların yaymak istediği ideolojiler birçok toplumu etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor.

     “Süper kahraman çizgi romanları ve filmlerinin büyük çoğunluğu Amerikan rüyasını yaymaya hizmet eder. Hollywood’un, kapitalizmin yayılması ve işlevsel hâle gelmesindeki ideolojik rolü, yadsınamayacak kadar önemlidir. Popüler kültürün ürünü olan ve sinema salonlarını dolduran Hollywood filmleri, dünyadaki tüm insanların ortak duygularına seslendiği için küresel hale gelmiştir. Hayatlar kameranın gözünden akarken, insanlar bir sarhoşluk hâliyle seyrederler (Seçmen, E. A. (2014), s.26).”

     Amerika’ya ait çizgi roman ve sinemalarda en çok üstünde durulan konulardan biri dünyayı kurtarmaktır. Tehlike nereden ve nasıl gelirse gelsin, dünyayı kurtarmak bir Amerikalının veya Amerika’ya ait bir süper kahramanın görevi olur. Bu sayede Amerika’nın üstünlüğüne vurgu yapılır. Amerikalı olmanın bir avantaj sağladığı alt mesajını vermiş olurlar (Seçmen, E. A. (2014), s.26). Bu sayede milliyetçilik olgusunun da üzerinde durulur.

     1929-1940 yılları arasında ekonomi çökmeye başladı ve bu döneme “Büyük Depresyon” ya da “Büyük Buhran” adı verildi. Amerika, işsizliğin artmasıyla birlikte global olarak sıkıntı yaşadı ve çöküşten en çok etkilenen ülke oldu. Dönemin Başkanı Hoover’ın politik kariyerini bitiren ve yerine geçen Roosevelt’i yenilikler yapmaya zorlayan bir dönem yaşandı. Bu sebeplerle dönüşüme ihtiyaç olan bir dönemde, insanların kilise ve siyasi olgular dışında yeni ve farklı bir sisteme inanmaları gerekiyordu. İlk süper kahramanlar ise tam da bu dönemde ortaya çıktı. Gerçek hayatta kaybeden Amerikalılar, hayal dünyalarında başarılar yaratmaya başladılar (Seçmen, E. A. (2014), s.27). Süper kahramanlarına ulusal bir kimlik kazandırmak adına; bayrak olgusunun ön plana çıkartılması gibi unsurlarla kendi toplumlarına benzer bir görüntü oluşturdular.

     “1930’lu yılların sonunda, Amerika depresyondan yeni yeni çıkmaya başladığında, ‘Superman’ karakteri doğmuştur. Kendisi iki göçmen Yahudi tarafından yaratılmıştır ve onlar için bir ideali temsil etmektedir. Superman uzaydan gelmiştir (yani kendileri gibi göçmendir) fakat Amerikalılar tarafından kabul edilmiştir. İyi bir işi, sevgilisi vardır ve halk onu benimsemiştir. O zamanlar Yahudi-Hristiyan ayrımı olduğu için ve Yahudiler ezildiklerinden, Superman’ın yaratıcıları, kendileri nasıl toplum tarafından görülmek istiyorlarsa Superman’i de o şekilde yaratmışlardır (Seçmen, E. A. (2014), s.27).”

     Superman’ın düşmanları olarak ilk dönemde dolandırıcıları, banka hırsızlarını görüyoruz. Superman, dönemin en kötü halk düşmanlarıyla baş ederek hem zengini hem fakiri koruyarak ideal bir Amerikalıyı temsil etme gücüne erişti. Zamanla, sadece Amerikalıları değil Amerika’yı temsil eder hâle geldi. (Seçmen, E. A. (2014), s.28) Amerika’nın “eşitlikçi” bir tutum içerisinde olduğunun mesajı verilmeye çalışıldı; bu sayede Amerika, politik anlamda da birçok ülkeden avantajlı konumda gözükmeye başladı.

     “1941 yılında İkinci Dünya Savaşının çıkmasıyla, kötü karakterler hırsızlardan Nazilere çevrilmiş ve Amerikanlık propagandası yapan süper kahramanlar (en meşhuru Kaptan Amerika) ortaya çıkmıştır. 2. Dünya Savaşı esnasında süper kahramanlar çok popüler olmuş ve bu popülerlik 1950’li yıllara kadar sürdü. Bu popülerliğin sürmesinde, süper kahramanların savaş döneminde de en büyük propaganda araçlarından biri olarak kullanılması etkili olmuştur (Seçmen, E. A. (2014), s.30)”.

     Savaş sonrasında süper kahramanlara olan ilgi de azalmaya başladı. Bunun sebebi artık süper kahramanların topluma yaymak istediği düşüncelerin gerekli olmaması. Bu süreç sonrasında süper kahramanlar artık toplumsal sorunlara yöneltildi. Süper kahramanların ortaya çıkış süreçlerine odaklanıldı. Deneylerle ortaya çıkma, genetik kodlar, başka bir dünyadan gelmek gibi olguların üstünde duruldu.

     “Süper kahramanlar, sinema salonlarını doldurmak ve yapımcılara para kazandırmanın yanı sıra Hollywood’un dünya sinema endüstrisinin en üstündeki yerini sağlamlaştırmasına katkıda bulunmaktadır. Günümüzün düşünce sistemi süper kahramanın tanımını biraz olsun değiştirmekte, anti kahraman kavramını sunmakta ve isminden süper kahraman olarak görülen fakat içerik olarak değişik bir yorumlama getirilmiş bir altyapıyı da hazırlamıştır. Sonuçta bu politikayla ideolojik olarak bir rahatlama ve sonra yeni rahatlama isteğiyle beraber insanları hayali gerçeklere inandırmaya hizmet etmeye devam etmesi sağlanmaktadır (Seçmen, E. A. (2014), s.33).” 

     Süper kahraman olgusu; dönemin şartlarına, bireylerin ve siyasetin ihtiyaçlarına göre şekillenmeye devam ediyor. Zaman zaman politik bir araç olurken, bazen de toplumun ihtiyaçları üzerinde duran ve gündemden kopmayan hatta gündemi şekillendiren bir olgu olarak karşımıza çıkıyor.

Kaynakça:

Dilara Ahsen Özkan

Dilara Ahsen Özkan

1999 yılında İstanbul’da doğdu. Acıbadem Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ikinci sınıf öğrencisi. Kültür ve toplum üzerine çalışmalar ve araştırmalar yapmaktadır. Disiplinler arası bir çalışma ile antropoloji, siyaset, psikoloji gibi konulardan faydalanarak toplumsal olguları incelemektedir.