TARİHE IŞIK TUTAN KİŞİLİK: VEYSEL DONBAZ

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

     Merhabalar, yine merak ettiğim bir sorunun cevabını ararken kendimi bu satırlarda buldum. İsmini daha önce çok sık duymadığım, eminim çoğumuzun da daha önce duymadığı bir isimle karşınızdayım: Veysel Donbaz.

     İlk sorduğum soru şuydu: Kim bu Veysel Donbaz? Neden bu isimden bahsetme ihtiyacı duydum?  Onu bizden farklı kılan bir yeteneği, bir uğraşı var. Peki, o zaman bu sorulara aşağıda cevap bulalım.

     Bu yeteneğin odasında adım atacak yer, yok denilecek kadar az; her yer kitap dolu. Bu kitaplar, binlerce yıl önce bu coğrafyada hüküm süren medeniyetlere ışık tutuyor. 15 kitapta da onun imzası var. Veysel Donbaz, Türkiye’nin sayılı Sümerologlarından. Tam 5 ölü dil biliyor. Ona göre yaptığı iş bir tercümanlık mesleği, eski yazıları bir gazete okur gibi okuyabiliyor. Hangi diller diye soracak olursak: Sümerce, Akadca, Asurca, Babilce ve Hititçedir. Uzmanlık alanı 5 bin yıllık kil tabletleri okumak. Bugüne kadar 10 bine yakın tablet okudu. 200’e yakın da uluslararası makale yayımladı. Bu ölü dillerin yanı sıra İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyanca da biliyor; bütün bunlarla beraber dil yeteneğinin ne kadar baskın olduğunu görebiliyoruz. 

     Veysel Donbaz, bugün 82 yaşında. Ama hayatına sığdırdığı tecrübe, deyim yerindeyse 5 bin yıllık. Kendisinin Sümerlerden başlayan bir hikâyesi var ve 43 yıl boyunca İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesindeki Eski Şark Eserleri Müzesi’nin Tablet Arşivi’nin şefliğini yaptı. Burası, İngiltere’deki British Museum’dan sonra dünyanın en zengin ikinci çivi yazılı belgeler arşivi olarak biliniyor. Bünyesinde tamı tamına 73 bin kil tablet var. Bu müzeleri gezmek, tanımak da çok keyifli bir iş olsa gerek.

     Günümüzde kullandığımız bazı kelimelerin Veysel Donbaz’ın uzmanlık alanı olan Akadcadan ve diğer dillerden geldiğini şimdi öğreniyoruz. Günümüze sayıca Akadcadan çok, Sümerceden ise az unsur ulaşmış. Gelin birlikte şu kelimeleri inceleyelim: Örneğin; bugün kullanılan “zabit” kelimesi eskiden “subay”, “sabatu” kelimesi “yakalamak”, “sabit” ise “yakalayan” yani bekçi anlamında kullanılıyormuş. Ayrıca bu kelime Arapçaya da “dabit” anlamında “postacı” olarak geçmiş. “inzibat” kelimesi ise “yakalayan insan” anlamında günümüze gelmiştir.

     Bugün kullandığımız “iskân” kelimesi de Akadcadan geliyor. Oturulan yere ise “mesken” adı verilmiş. “elmas” ve “kaale almak”  kelimeleri dilimize Akadcadan girmiş. Bunun gibi daha birçok örnek verilebilir. Eminim birçoğunuz bu yazıya erişene dek bahsettiğim sözcükleri Türkçe zannediyordunuz.

     Veysel Donbaz üniversitede okurken bölümün tek öğrencisiydi. O yılları bize şu şekilde aktarıyor: 23 yıldan beri o bölüme bir öğrenci gelmemiş. Tercih edilmemiş, lüks kalmış bir bölümdü. Tek öğrenciydim ben fakültede. Ölü dilleri öğrenmeye başladık birden bire. Sümerce öğreniyorsun, Akadca öğreniyorsun, Hititçe öğreniyorsun. Bunları bir de teke tek öğreniyordum. Günde sekiz saatten aşağı çalışmıyordum. Âdeta bir müzik dersi alan, keman, piyano dersi alan biri gibiydim. Mecburen iyi olmak zorunda oldum. Derslerimi hep hocaların odasında birebir aldım. Sandalyede karşılıklı oturduk. Hocayla karşı karşıyayız. Size bir ders vermiş, ‘Hazırlayın gelin’ diyor. Kaytarma imkânım hiçbir zaman olmadı. Son sınıfta bir kişi kayıt yaptırdı.

     Bu ölü dilleri bilmek ne kadar önemli tartışılır tabii, ama burada önemli olan kısım Veysel Donbaz’ın kendini diğer insanlardan ayıracak belirgin bir yeteneğini geliştirmesi ve Türk tarihine ismini yazdırmasıdır. Veysel Donbaz, yaptığı tüm bu çalışmalarla benim nazarımda sonsuz bir saygı kazanmıştır.

     Bu yazımda da, merak ettiğim insanlardan birini sizlere tanıtmaya çalıştım. Merak ettiğim insanların hayatlarına yer verdiğim bu serinin devamı için takipte kalın.

KAYNAKÇA:

Zihni Zengin

Zihni Zengin

Kocaeli Üniversitesi Elektrik Mühendisliği 4. sınıf öğrencisiyim. Anladığım ve anlattıklarım gibi çok çalışmaya inanan, araştırmaya istekli biriyim ve iyi bir dinleyicim. Amaçlarım doğrultusunda kendimi geliştirirken etrafımdaki insanlara da fikirlerimle dokunmak istiyorum.