VİCDANA GİRİŞ: VİCDAN MAHKEMESİNİN GAYRİRESMÎ TANIMI

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakika ∎

     Vefa, vicdan, içtenlik. Kuruluşların kendilerini ifade eden bir ilke sözü -motto sözcüğünü yazı programım bu şekilde düzeltti- olur. Bu söz, savunduğum bir anlayış olan “kişinin kendini kurumsallaştırması” noktasında pek önemlidir. Bir söz olmalı ki sizi bütünüyle yansıtabilmeli. Bir söz olmalı ki bu sözün karşıtı, sizin durumunuz olmamalı. Fransız otomobil üreticisi Citroën, “créative technologie” sözünü kendisiyle bütünleştirmiş. Sözün anlamı olan “yaratıcı teknoloji”yi ne kadar sağladığını bilecek bilgi birikimim yok ancak burada vurgulamak istediğim bütünleştirme boyutu. Bir söz bir adla bütünleşmeli.

     Vicdan; kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü yükleyen içsel güç olarak tanımlanmakta. Freud’un yapısal kuramından bakarsanız vicdan, süper egonuzun bir bölümü. Bu kurama göre toplum kurallarını içselleştirmemiz vicdanı doğurur. Bir yere kadar haklı ama insanın değer yargıları da vicdanını oluşturmaz mı? Bu oluşum, oyun dönemi olarak tabir edilen 2-6 yaş arasında iyi ile kötüyü ayırt etme ile başlayıp ilerleyen dönemlerde kendi değer yargılarımızı oluşturmaya kadar gidiyor. Kuramdan ziyade sözlük anlamına dikkatinizi çekerim, yargılamak kelimesi iki defa geçiyor. O zaman kelime anlamı vicdan mahkemesi sözünü de yansıtmaz mı? Yansıtırmış ve biz farkına varmazmışız. Sözlük anlamındaki yargılama ayrıntısını bilmeden, vicdanı yargılama ile bağdaştırarak vicdan mahkemesi sözünü kullanırdım. “Ne çok farkına varmadıklarımız var” diye bir başlık açılsa, bu dakikadan itibaren bunu da eklemek yerinde olacaktır.

Twitter Banner - Specter Medya

     Vicdan mahkemesinin tanımı yoktur çünkü bu iki kelime sizin vicdan anlayışınızla alakalıdır. Vicdan anlayışlarımız çok da farklılık göstermez ama duyarlılıklarımız farklıdır. Geçen gün mevsimsel gripten dert yandığım için sağlık ocağına -aile sağlığı merkezi tanımını kabul etmiş bir toplum değiliz ve bence sağlık ocağı daha sıcak bir tanım- gittiğimde bahçede sıraya girmiş insanlar gördüm. Öğrendim ki sıra numarası veren makinenin önünde bir personel tarafından ateş ölçümü yapılıyormuş o yüzden dizilmiş insanlar yani hekim sırası değilmiş. Kapının önündeki beş kişiden biri bendim ki önüme bir beyefendi geçti. Kendisi aslında burada olduğunu, içeriye tahlil sonuçlarıyla ilgili hemen bir şey sorduğunu ve geldiğini söyledi. Kendisinin üslubundan dolayı doğru söylediğine kanaat getirdim. Sorun değil gibi bir şeyler söylerken “Soru sormaya gireceğim deyip yandan geçenler oldu, istesem ben de yapardım ama yapmadım.” dedi. Kendisinin bu davranışı yapmamasını vicdan ile bağdaştırabiliriz. Beyefendiye göre bahsi geçen davranış yanlıştı. Aslen beyefendinin düşündüğü, hepimiz için kabul görür diye düşünüyorum. Beyefendinin cümleleri ardına kendisini destekleyici ifadelerde bulundum ve beklemeye devam ettim. Sıra ilerledikçe insanlar geliyordu ancak sıranın bir bölümü güneşe maruz kalıyordu. O sırada bekleyen vatandaşlarımıza hitaben “Sıra güneşte kalıyor, şöyle yana doğru L şeklinde sıra olalım, sırada beklerken de yakın durmayalım.” dedim. Sıra sakinleri itiraz etmediler ve bu fikre uydular. Burada vicdan mahkememin devreye girdiği nokta ise, “Bizler gölgede iken kalan kişiler niye güneşte kalsın?” soruma yanıt bulmak için çabalamak olmuştur. Sıra konusunda düşüncemi faaliyete geçirmeseydim içim rahat etmeyecekti. İçimizin rahat etmediği noktada vicdanımız devreye giriyor. Ne mutlu vicdanımız gereğini yapıyor ise. Zira, gereğini yapan vicdan aslen biziz. Bundandır ki göreceli kavramlar da olsa kendimizce ve değer yargılarımızca, iyisiyle kötüsüyle bakmak gerek vicdanımıza.

Vefa, vicdan, içtenlikle.

Abone Ol 
Berktuğ Öztürk

Berktuğ Öztürk

Vefa, vicdan, içtenlik sözüyle yaşamda ve düşlerinde olan; Çukurova topraklarının başkenti Adana’dan olan, o toprakların Çukurova Üniversitesinde Okul Öncesi Öğretmenliği okuyan ve eğitim yöneticiliği üzerine kendini gerçekleştirmek isteyen, bu ideali için açıköğretimden kamu yönetimi de okuyan, gücünün bedeninde değil de sözünde, kaleminde olduğunu söyleyen 1998 Kozan doğumlu bir vatandaş.