VİRA BEŞİKTAŞ

Abone Ol 

∎ Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakika ∎

“Baskı altında olan her neyse en mükemmel bile olsa hata yapar. Baskıyı kontrol eden ve yönlendiren kazanır daima.”

  Beşiktaş dünkü maçta baskıyı kontrol eden taraftı. Maç öncesi Trabzonspor, o kadar allanıp pullandı ki yabancı birisi bizim gazete manşetlerini okusa o bile çekinirdi Trabzon’dan.

   Beşiktaş için dünkü yazımda da söyledim; kazanması lazım, kazanamıyorsa kaybetmesin. He, Beşiktaş kaybetse ne olurdu? Bence hiçbir şey, sadece oyuncuların özgüven problemini atlatmaları için biraz daha beklerdik. Neyse ki maçın kendisi açısından kötü olduğu dakikalarda Boyd’un köşeye klas bir vuruşuyla öne geçen Beşiktaş, daha sonra verilmeyen net  penaltılarına nazaran daha kolay bir penaltıyla farkı arttırdı. Trabzon 10 kişi kalınca zaten koordine olmakta zorlanan takım iyice dağılmış oldu. N’Sakala, her maç kendi klasını biraz daha gösteriyor. Savunma anlamında Caner ile kıyasladığımızda kat ve kat iyi durumda olduğunu söyleyebilirim. Keza Mensah’ın da ayağına top çok yakışıyor, Beşiktaş için sezon boyu çok etkili bir oyuncu olacağı açık. Maç özelinde son dakikalara doğru Ersin ve Welinton anlaşmazlığı Beşiktaş’a basit bir gole mal olsa da, Ersin sakın moralini bozmasın; bu takım önde, iyi olduğu müddetçe gerideki zaaflar çok can acıtmayacaktır.

   Trabzonspor dün gece futbol otoritelerinin favori göstermesinin mağduru oldu. Kemik kadrosunu kaybeden takım, maça da nasıl olsa gol atarız kafasıyla çıkmış. Maç boyunca uzun top atmak dışında belki bir iki defa merkezden gelmişlerdir. Takım içerisindeki başı boşluk çok net belli oluyor, buna bir çözüm bulunması lazım. Aksi halde geçen seneki takım performansına ulaşmak Trabzonspor için çok zor olacaktır.

   Dünkü maç ile geleceğe bakmak zor olsa da Beşiktaş çok önemli bir mihenk taşını daha geride bıraktı. Takım içi dostluğun şampiyon olunan senelerdeki gibi olduğu çok açık ve net. Soyunma odasında verilen takım pozu ve galibiyetin Sergen Yalçın’a armağan edilmesi özlediğim görüntüler. Umarım Sergen hoca da bir an önce iyileşir ve takımının başına geçer. Son olarak şunu söyleyeyim: bu takım maç kaybettiğinde değil mücadele yeteneğini kaybettiğinde kaybeder…

Abone Ol 

Fatih Davut Ejder

8 Ocak 2000’de doğdu. Küçüklüğünden beri bir şeyleri anlatmaya ve sunmaya meraklı, Hukuk Fakültesi öğrencisi, aynı zamanda da açıktan Sosyoloji Bölümü okumakta. Beşiktaş semtini çok seviyor ve hâlinden anlayacağınız sıkı bir Beşiktaşlı.