ZEKÂ TESTLERİNİN UYGULANMASIYLA BİRLİKTE ORTAYA ÇIKAN “ZEKÂ SİYASETİ” KAVRAMI

∎ Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakika ∎

Zekâ siyaseti kavramı toplumda insanları belli gruplara ayırmak adına kullanılmıştır. Belli bir grubun zekâsını aşağı tutacak testler sonucunda bazı etnik gruplar damgalanmıştır. Toplumdan topluma değişen zekâ ölçütleri vardır. Örneğin geçmişten beri var olan ırkçılık sorununa zekâ testlerini de ekleyerek insanlar arasındaki ayrımı daha da belirgin kılmaya çalışan bir düşünce şekli. Ten rengi, etnik kökene bakılarak yapılan testin sonuçları ne kadar nesnel olabilir tartışma konusudur. Yaşadığımız dönemde zekânın belirlediği birçok faktörün olmasından dolayı zekâ siyaseti kavramı önemini yitirmiştir. Psikologlar kalıtımın zekâyı belirleyip belirlememesini değil de zekâyı kalıtım etkiliyor mu sorusuna odaklanmışlardır.

Araştırma sonuçlarına göre, IQ puanlarındaki farklılığın yüzde ellilik kısmını genetiğin etkilediği sonucuna varmışlardır. Genetik benzerliğin artmasıyla birlikte IQ seviyesindeki benzerlik de eşit derecede artmaktadır. Ancak kalıtımla ilgili soru işaretleri mevcuttur. Örneğin, genetik analizler sonucunda iki grup arasındaki IQ farkı fazla olan bir araştırma, uzun yıllar sonra tekrar incelendiği zaman aradaki farkın oldukça azaldığı gözlemlenmiştir. Bu durum, çevresel faktörler mi devreye giriyor sorusunu akla getirmiştir fakat geçen zaman içerisinde ırklar arasındaki genetik farklılıklar olduğu kabul edilmiştir.

Psikologlara göre çevresel faktörler de zekâyı etkilemektedir. Yapılan araştırmalar genelde sosyo-ekonomik boyutta incelenmiştir. Çevresel faktörler bireyin anne karnından itibaren etkili olmaya başlar. Ekonomik düzeye göre beslenme şekli, hatta annenin sağlığı da önemli maddeler arasındadır. Yaş arttıkça bireyin sosyal sınıfı daha çok ortaya çıkmaya başlar. Bu durum IQ’yu nasıl etkiler diye düşünecek olursak öncelikle ekonomik durum zekânın işlevini oldukça etkilemektedir. Düzgün beslenemeyen bir insanın sağlıklı düşünmesini, rutin işlerini iyi bir şekilde yapmasını beklemek zordur. Ailenin maddi durumu kötüyse gereken eğitimi sağlayamaz, her ne kadar zekâsı gelişmiş olsa bile toplumda ‘normal’ seviyede kendini sergileyebilmek için eğitim alması gerekir. Aynı zamanda yoksul aileler ve bireyler hayatta kalma düşüncesi ön planda olduğu için temel ihtiyaçları dışında, zihinsel gelişimi için yatırım yapamaz.

Sonuç olarak kalıtım yüzde ellilik kısmı etkiliyor ama bu yeterli değil. Yaşanılan çevre, seçimler ya da zorunlu olarak bulunduğumuz konumunda etkisi oldukça fazladır. Örnek bir araştırmada 209 çift ikiz gözlemlenmiştir. Bu ikizlere düzenli olarak IQ testi yapılmıştır. Zaman içerisinde zekâ seviyelerinin sabit olduğu gözlemlenmiştir. Kalıtsallığın tahminini yapabilmek için çift ve tek yumurta ikizleri her beş yılda bir karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak kalıtsallığın oldukça etkili olduğuna dair veriler elde etmişlerdir. Bir diğer araştırmaya göre okul öncesi eğitim alan ve almayanlar arasında bir gözlem yapılmıştır, bunun sonucunda okul öncesi eğitime katılabilen çocukların IQ seviyelerinin yüzde doksan üzerinde daha iyi sonuçlandığı gözlemlenmiştir. Bu araştırmada sonuç olarak sosyo-ekonomik düzeyin etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Avatar

Dilara Ahsen Özkan

1999 yılında İstanbul’da doğdu. Acıbadem Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ikinci sınıf öğrencisi. Kültür ve toplum üzerine çalışmalar ve araştırmalar yapmaktadır. Disiplinler arası bir çalışma ile antropoloji, siyaset, psikoloji gibi konulardan faydalanarak toplumsal olguları incelemektedir.