ZEUGMA’DAN GAZİANTEPE BİR MEDENİYET TARİHİ

∎ Tahmini Okuma Süresi: 6 Dakika ∎

“Bir anda verdiğim kararın tezahürüyle aldığım biletle çıktım Gaziantep yolculuğuna işte. Gaziantep coğrafi olarak Akdeniz Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin birleştiği noktada bulunur. Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden birisidir. İpek Yolunun geçiş güzergahında bulunmaktadır, Gerçekten de kendisine atfedilen “Medeniyetler Beşiği” tanımına uyan bir şehir Gaziantep…

    Biliyorsunuz ki “Gazi” unvanı Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra şehrin adına eklendi. Bundan önce bu bölgeye  “Ayıntap” denmekteydi.Gaziantep coğrafi olarak Akdeniz Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin birleştiği noktada bulunur. Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden birisidir. İpek Yolunun geçiş güzergahında bulunmaktadır, Gerçekten de kendisine atfedilen “Medeniyetler Beşiği” tanımına uyan bir şehir…

    Gaziantep isminin nereden geldiğini araştırdım.

    Yaptığım okumalar neticesinde elde ettiğim bilgiler de farklı farklı rivayetler bulunmakta,

    600 yıl önce yaşamış bir tarihçinin eserinde bu şehre “Ayıntap” denilmesinin sebebi vaktiyle burada “Ayni” adında bir hükümdar yaşarmış. Bu hükümdar zulmü ile tanınırmış. Hükümdar bir gün yapmış olduğu zulümden dolayı pişman olmuş ve tövbe etmiş, bunu duyan halk suçundan temizlenen anlamına gelen “Ayıntap” adını almıştır.

    Bir başka rivayete göre ise kelimenin aslı “HANTAP”tır. “TAP” Hitit dilinde arazi anlamına gelmektedir ve han arazisi olarak kullanılmıştır.

    Şehrin eski adlarından biri de “ENTAP”dır. TAP, Geldeni lisanında güzel manasına geldiği için  Entap en güzel anlamına gelmektedir. Daha birçok rivayet bulunsa da kulağıma en hoş ve mantıklı gelen bu tanımlardı. Neyse yeter bu kadar tanımsal ifadeler amacım tanım vererek bayağılaşmak ve sizi sıkmak değil tarihi bilgiler her yerde ben daha çok gezerken nasıl hissettiğimi anlatacağım sizlere verdiğim bilgiler bu hissiyatımı daha iyi anlayın diye.

    Bu yolculuğa çıkacağımı söylediğimden itibaren çevremdeki çoğu insan benim için bir gezi rotası ve yemek önerilerini oluşturan listeleriyle kapımı çaldılar. Ben de hepsinin tavsiyelerini birleştirerek bir gezi rotası oluşturdum ve başladım gezmeye.

    Her ne kadar uzun olmasa da yorucu olan bir uçak yolculuğundan sonra Gaziantep havalimanına indim, misafir olacağım arkadaşımın evi Antep’in Nizip ilçesindeydi. Şehir merkezine biraz uzak bir yer ama tarihi açısından o kadar değerli ki…

    İnsanların ve benim de hayretlerle gezdiğimiz Zeugma Antik Müzesi’nde ki çıkan mozaikler Nizip’te bulunmuş ve antik kent Zeugma da Nizip sınırları içerisinde ayrıca fıstık üretiminin de aslı burada yapılıp merkez ve çevre illere gönderiliyormuş .Bu bilgileri misafir olacağım arkadaşımın evine yürürken öğreniyoruz. İyi bir dinlenmeden sonra sabahın erken saatlerinde uyanıp yola çıkıyoruz. Burada hayat çok erken başlıyor ve erken bitiyor. İnsanlar saat 5-6 civarında uyanıp işe koyuluyor. Biz de bu kadar erken olmasa da erken sayılabilecek bir saatte yola koyulduk. Bir rivayete göre insanlar beyran içmeden güne başlamıyorlarmış. Biz de öyle yaptık ve en sevilen beyran lokantası olan Metanet Lokantasında çorbamızı içerek eşsiz Antep mutfağını tatmaya başladık Beyran çorbasını tarif edecek olursam acı bir çorba boğazınızı yakan ve yerken efor sarf edeceğiniz bir çorba neyse hızlı hızlı yedik çok şükür bizde. Bölge insanın en belirgin özelliklerinden birisi yemek yemeyi çok sevmeleri ve hayatlarını buna göre dizayn etmeleri…

    Metanet Lokantasına gelmişken sadece beyran içmek olmaz diyor ve bol fıstıklı katmerini de yiyoruz gerçekten bu cümleyi her yemeğin arkasında kurdum ama cidden her lezzet yöresinde özel.

Sağlıklı Yaşam Kategorisi Banner

    Yemek faslını bitirdikten sonra başlıyoruz gezmeye .Dar bir alanda bir çok tarihi cami mevcut burada çektiğim fotoğrafları bu yazıma ekleyeceğim. Burada camilerin mimarisinden bahsetmek istiyorum. Klasik bir mimariden ziyade daha çok farklı mimari kültürlerin birleşimi gibi tanımlama yapacak olursam taş camiler dayanıklı ve estetik olarak göze hoş geliyor. Örnek olarak TAHTANİ(TAHTALI) Camisini verebiliriz. Ahşaptan yapılan bu caminin mihrabı oldukça ilginç olup kırmızı mermerden yapılıp yarım daire biçimindedir. Bu camiyi gezerken diğer camilerden farklı bir his ile gezdiğimi söyleyebilirim. Tarihi camilerimizi gezerken bir mevlevihaneye rastlıyoruz. Öğreniyoruz ki burası Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük Mevlevihanesi olan Gaziantep Mevlevihanesi, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Mevlevihanenin kitabesine göre Ayıntab Sancak Beyi Türkmen Mustafa Ağa bin Yusuf tarafından yaptırılmıştır..Mevlevihanenin içine girince o dönemi bal mumu tarzı heykel tasvirleriyle canlandırdıklarını görüyoruz, aynı zamanda el yazması eserlerde mevcut. Mevlevihaneden sonra yolumuz meşhur Bakırcılar Çarşısına çıkıyor. İnsana huzur veren bir yer birbiri ardına sıralanmış onlarca bakırcı dükkanı bulunduğu günden  günümüze hayatımızda önemli bir yeri olan bakır madeninin usta işi bir el becerisiyle sanat eserine dönüştüğü yer burası. Ağırlıklı olarak bakırcı dükkanları olsa da yer yer çömlekçiye de rastlamak mümkün burada. Yine bu çarşı içinde Gaziantep’e has ayakkabı olan yemeni dükkanları da var tamamen deri ve el işçiliği rengarenk ayakkabılar bu ayakkabıların insanların ayak sağlığı için faydalı olduğu bilgisi alıyor ve Gaziantep Kalesi’ne doğru yola çıkıyoruz. Kale aşağıdan baktığınızda bütün heybetiyle karşımızda duruyor. Kaleye çıkarken çıkış güzergahımız üzerinde Gaziantep’in Milli mücadele yıllarına dair bilgiler ve o bölgede bulunan komutanların heykelleri ve bilgileri bulunmakta.

    Kalenin üstüne çıktığımızda hayal kırıklığına uğradığımı söyleyeyim, heybetiyle göz kamaştıran kaleden şehre baktığımda daha bir haz ve mutluluk hissedeceğimi daha tarihi bir yapıyla karşılacağımı düşünmüştüm. Maalesef Gaziantep’in de tarihi dokusunu mahvetmişim tarihi dokunun etrafını betonarme, mimari zevkten bi haber binalar kuşatmış elimizde ki güzellikleri bu kadar çabuk bitirmek de bize özgü bir durum herhalde… Kale gezimizin bitişinde acıktığımızı hissederek yolumuzu Antep’in meşhur kale altı ciğercilerinden birine kendimizi atıyoruz. Ciğerin tadına denecek bir söz yok gerçekten çok güzel ama sunum olarak biraz farklı ya da bana farklı geldi lavaş içinde beklerdim ama pide içinde geldi Antep insanı cidden gönlü bol insanlar koydukça koymuşlar içine işleri rast gitsin. Ciğerin sunumunda yanına gelen meze ve salatalar da nefisti. Ciğerlerimizi yedikten sonra günlük gezi planımızı bitirdiğimiz için kahve içip günü tamamlıyoruz. Kahve denince akla ilk gelen tür menengiç kahvesi ve TAHMİS Kahvesinde içilir diye fısıldadıklarını hissediyorum insanların ve yeni durağımız Tahmis Kahvesi oluyor.

    Burasının eski hali de kıraathaneymiş restorasyon ve iç yenilemesi geçirmiş ve şuanda da aynı işleviyle hizmet veriyor. İçeriye girdiğiniz de ortada büyük bir soba bütün kahveyi ısıtmaya yetiyor ve iç dizaynı geleneksel düzenlenmiş yine duvarlarda el işi ve tablolar görmek mümkün. Biraz sıra bekledikten sonra bir yer buluyor ve menengiç kahvemizi içmeye başlıyoruz. Tadı güzel ama ağır bir kahve türü yanında leblebi ve menengiç ayrı olarak servis ediliyor. Tadımlık olarak bir taneden fazla içilmez diyebilirim. Kahvemizi içtikten sonra bugünlük gezi ve yemek faslımızı tamamlayıp misafir olduğum eve dönüyoruz. Ertesi gün Urfa’nın Birecik ilçesine gidiyoruz, Fırat Nehri’nin akışını seyrediyorum insana huzur veriyor. Nehrin hemen arkasında da Birecik Kalesi var. Ee o kadar geldik patlıcan kebabı meşhur diyorlar onun da tadına bakıyoruz. Antep’te bir çok müze de mevcut onlara da bir parantez açmadan yazımı bitirmek istemiyorum. Hamam müzesi, Yemek müzesi, halı müzesi, para müzesi sadece bir kaçı bunlar ile alakalı fotoğrafları da  ekliyorum daha detaylı araştırmak isteyenler bakabilir. Evet bir gezimizin daha sonuna geldik. Gaziantep tam bir medeniyetler Beşiği harika bir yer insanın kendini bulabileceği anlayacağı kadar tarihi eser ile dolu ve bir kere gezmeyle kesinlikle bitmeyecek bir şehir diyorum ben inşallah bir kaç defa daha misafir olurum bu kadim şehre diyor ve veda ediyorum bir sonraki buluşmamıza kadar…

Sosyal Medya Düzenlemesi Banner

Sevgili okur, gezi fotoğraflarının tamamını buraya koyamadık. Fotoğraflara ilgisi olan ve tamamen görmek isteyenler iletişim adreslerimiz üzerinden ulaşabilirler…

Fatih Davut Ejder

Fatih Davut Ejder

8 Ocak 2000’de doğdu. Küçüklüğünden beri bir şeyleri anlatmaya ve sunmaya meraklı, Hukuk Fakültesi öğrencisi, aynı zamanda da açıktan Sosyoloji Bölümü okumakta. Beşiktaş semtini çok seviyor ve hâlinden anlayacağınız sıkı bir Beşiktaşlı.